Abdülhamit Han Sözleri

Abdülhamit Han Sözleri
Reklamlar

Sayfa İçeriği: Abdülhamit Han Sözleri, Payitaht Abdülhamid Sözleri, Sultan 2.Abdülhamit Son Sözleri, Abdülhamid Han İçin Söylenen Sözler, Abdülhamid Han Hakkında Söylenen Sözler, Abdülhamit Han Sözleri Kısa, 2.Abdulhamit Sözleri

Bu yazımızda Sultan 2.Abdülhamit Sözlerinden oluşan bir yazı hazırladık. Ayrıca, Abdülhamid Han Hakkında Söylenen Sözleri de bu yazımız içerisinde bulabilirsiniz.

Abdülhamit Han Sözleri

Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder.

Ben de bir silah alır, askerle beraber müdafaada bulunurum; ölürsem şehit olurum, ben zaten ölmüş bir adamım.

Memleket elden gittikten sonra hayatımın ne kıymeti var.

Hiçbir fâni ihtirasım yoktur. Şu son günlerimde tek gayem, vatanı selâmet ve huzur içinde görmektir. Tecrübe, devlet hayatında büyük mazhariyettir.

İcabı halinde donanmayı kaybetmemek için canımı vermeye hazırım.

Ben her Caminin yanında bir mektep görmek isterim! Şunu çok iyi bilin ben okumuş adamdan asla korkmam. Beni suçlayanlara soruyorum; ben hizmetkâr bir padişah olmasam, bu kadar okulu neden açayım?  İki şey çok önemlidir, Din ve Fen.

Ha kendi evlatlarım, ha millet farkı yoktur.

Göreceksiniz yüzbaşım; İttihatçılar Turancılık gayretiyle hem Rusya hem de İngiltere ile savaşa girse Allah göstermesin bu devletin parçalandığına şahit olacağız.

Reklamlar

İngilizler dünde bugünde yarında dişini etimize geçiren bir çakaldır! Ya kurt olup çakalları kovacağız, ya koyun olup çürümeye mahkûm olacağız.

Biz can çekişen bir millet değiliz! Yatağından taşan bir nehre benziyoruz, bizi zinde tutabilecek yegâne Kuvvet İslamiyet’tir.

Yeniden canlanmak için, Avrupa medeniyetini taklit değil, gücümüzün esası olan İslamiyet’e dönmek gerekir.

Filistin’i satın almak isteyen Yahudileri kapımdan kovduğum için Allah’a şükrediyorum.

Bu memleketi nasıl bulduysam öyle teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Allah’ın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki düşmanlarım bütün hizmetime kara çarşaf örmek istediler ve muvaffak da oldular.

Beni evhamlı sanıyorlardı hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar.

Büyük devletler arasındaki rekabetin eninde sonunda onları çatışmaya götüreceği gözler önündeydi. Öyleyse Osmanlı Devleti de böyle bir çatışmaya kadar parçalanma tehlikelerinden uzak yaşamalı ve çatışma günü ağırlığını ortaya koymalıydı. İşte benim 33 yıl süren siyasetimin sırrı.

Millet birbirini kırıp geçireceğine bırakın beni öldürsün.

Osmanlı Devleti’ni parçalamak için birleşen devletler yalnız İngiltere, Fransa ve Rusya’dan ibaret olmayıp, bunların yanında gizli olarak Amerika, Brezilya, bir iki küçük kraliyetin yanında bilhassa İslâm kardeşliği iddiasında bulunan İran Devleti dahi aleyhimize ittifak etmişlerdi.

Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. Onlar birbirlerine düştü, şimdi ben tahtta değilim.

Reklamlar

Saray ve dairelerdeki masrafları iyice tetkik ediniz. Katiyen israfa varan harcamalara müsaade etmeyiniz. Vazifesinde ihmal gösteren memurlara da müsamaha göstermeyiniz.

Biz bu sahalardan çekilelim, emin olun ki buralar daimi karışık ve iğtişaş (özü kaybettirilmek istenen) sahalar haline gelecektir.

Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor.

Düşmanın kurtuluş reçetesi öldürmek içindir. Esaretin bir çeşidi de borçlandırmadır.

Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş bir milletin topyekûn ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir.

Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir…

Bizi yükselten dinimize karşı duyduğumuz büyük aşktır.

Ben Bizans İmparatoru Konstantin’den daha az haysiyetli değilim. Biraderim hazretlerine (V. Mehmet Reşat) bağlılığımı arz ediniz. İstanbul’dan çıkmam! Kendisinin de çıkmamasını atalarımızın şerefi adına istirham ederim!

Padişah, İttihatçılar için şöyle diyordu: “Devleti on sene idare edebilirlerse “bir asır idare edebildik” diye sevinsinler.

Allah bu hallere sebep olanları kahhar ismiyle kahretsin. Şimdi devlet ne hale geldi.

Milletin vekilleri, memleket menfaatlerinin hizmetçileri olması lâzım gelirken mebuslar paraya olan açgözlülüklerinden birtakım nüfuzlu kişilerin ağına düşmüşlerdi. Hıristiyan mebusların her biri ise, kendi milletinin emel ve maksatlarını yürürlüğe koymaya pek çok çalışıyorlardı. Ermeniler, Ermenistan hakkında nutuklar çekiyorlardı. Rumlar, Tırhala ve diğer yerler hakkında isteklerini yaptırmaya girişerek meclis içinde ve vekiller üzerinde baskı kurmaya cesaret etmişlerdi.

Reklamlar

Ben bir karış dahi olsa toprak satmam; zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim bu toprakları kanlarını dökerek kazanmışlar ve yine kanlarıyla mahsuldâr kılmışlardır… Bırakalım Yahudiler milyarlarını saklasınlar. Benim devletim yıkılırsa, maalesef Filistin’i karşılıksız ele geçirebilirler. Fakat biz sağ iken, sadece bizim cesetlerimiz taksim edilebilir. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsâade etmem.

Abdülhamid Han İçin Söylenen Sözler

Dünyanın son hükümdarı, son evrensel imparatoru 2.Abdülhamid handır. -İlber Ortaylı-

Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır. -Necip Fazıl Kısakürek-

Sen bir anne gibi tuttun ufukları… -Sezai Karakoç-

Abdülhamid devrinin her yirmi dört saati bin muamma ile doludur.-Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu-

Çok hassasiyetli, azametli idi. Hiç şüphesiz şahsen merhametli idi. -Fethi Okyar-

Bize ümmetin günahını kendinde bulmak, kendinde yenmek, kendisiyle fenaya erdirmek isteyen ruh dünyasının kahramanları lazımdır.-Nurettin Topçu-

100 gram aklın 90 gramı Abdülhamid Han’da, 5 gramı bende, 5 gramı da diğer siyasilerdedir! -Prens Bismarck-

I. Abdülhamit, meziyet ve kusurları ile son imparatordu. Ondan sonra Osmanlı tahtının bir pırıltısı ve ağırlığı kalmamıştı. -Turgut Özakman-

İlk şaşırmak ilk adımda başladı diyorum. Daire-i hususiye bu mu idi? -Halid Ziya Uşaklıgil-

Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak, hâlbuki ki biz sussak tarih susmayacak, tarih sussa, hakikat susmayacak. -Sezai Karakoç-

Padişah Abdülhamid sayesinde Batı âlemi, bilhassa Dışişleri teşkilatları; Halifeye, İslâm âleminin Papası gözüyle bakıyorlardı. Onun bu sıfatla kullanabileceği nüfuzdan çekiniyorlar, hatta korkuyorlardı. – Wanbery-

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz