Didem Madak Sözleri

Didem Madak Sözleri
Reklamlar

Sayfa İçeriği: Didem Madak Sözleri, Didem Madak’ın Sözleri, Didem Madak En Güzel Sözleri, Didem Madak Kitap Sözleri, Didem Madak Sözleri Tumblr, Didem Madak Sözleri Facebook

Bu yazımızda şiirleri ile ses getiren ünlü yazarımız Didem Madak’ın sözlerini derledik. Didem Madak’ın söylemiş olduğu en güzel sözleri bu yazımızda okuyabilir ve sevdiklerinizle Twitter, facebook, instagram ve diğer sosyal medya araçları ile paylaşabilirsiniz.

Didem Madak Sözleri

İnsanlar aradığında gelmezler, aramadığında keşke beni çağırsaydın derler.

İnanma pencerelere bayım,  geceleri hepsi ayna oluyor.

Hayattan söz edilirdi. Zor denirdi ve ardından susulurdu mutlaka.

Annem ki beyaz bir kadındır. Ölüsünü şiirle yıkadım. Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım, öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.

Tehlikeli sayılmam artık kalbimi kalın bir kitabın arasında kuruttum.

Dalgınlığınıza gelmek istiyorum ve kaybolmak o dalgınlıkta.

Avuçlarıma kar yağardı. Kimi zaman da tipi; Kaç kere avuçlarımda mahsur kaldım.

Sağlam bir halatla çekiyorum acıyı kendime doğru.

Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa; Yağmur yağdıkça bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor.

Reklamlar

İnanın kendimin yokluğunda çok kitap okudum.

Sonra içime ve hatta dışıma kapandım. Küsmek gibi bir şey, bir çeşit gölge fesleğeni. Bir çeşit olmayan hayat. Zaten hiçbir şeyi kararında bırakamamak ve ortasını bulamamak gibi bir sorunum var benim. Epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu. Bir yığın insan tanıdım. Ama hep yalnızdım.

Bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum.

Yapıştırsam da parçalarını hayatımın, su sızdırıyordu çatlaklardan.

Bir yığın insan tanıdım. Ama hep yalnızdım.

Sözler ağır alışveriş torbaları gibi, gitgide taşınmaz olur Efendimiz.

Bak, ömrüm eriyor işte. Çocukluk fotoğrafımdaki kardan adam gibi yanı başımda. Bak, ilkokul talebesi kalbimden, yine karne parası istiyorlar. Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa yağmur yağdıkça, bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor.

Gece açılıp gündüz kapanan bir parantezdim.

Beklemek; Bekçisi olmayan geceler denk geliyor bana, çaresiz bekliyorum.

Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım.

Güneşi özledim, sonra seni. Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım.

Kalbimi de büyüttüm sonunda. Artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa, kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara, öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın.

Reklamlar

Yeter ki sen beni hiç yazamayacağım bir romanın kollarına atma.

Ölürüz belki ikimiz de ucuz bir aşk romanının sonunda.

Güzin Ablası kitaplar olan bir kızdım. İçim sıkılmasa o kadar, tek bir satır bile okumazdım.

Şimdi bana yalnızca dertli türkülere duyduğum karşılıksız aşk kaldı.

Dokunsalar dağılırdı iyi pişmiş kurabiyeler gibi kalbimiz.

Siz zehir nedir bilmezsiniz, zehir aşkı bilir oysa bayım.

Bazen sevinince annem gibi, rengarenk reçeller dizerim kalbimin raflarına.

Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım. Bilmiyorsunuz darmadağın gövdemi. Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum. Karanlıkta oturuyorum, ışıkları yakmıyorum.

Bıçağın ucundaydı insanların hafızası. İnsan unutandır ve insan unutulmaya mahkûm olandır.

Tam on gün oldu, gamzelerinden su içmiyor kuşlar.

İnsan kaybolmayı ister mi? Ben işte istedim bayım. Uzaklara gittim. Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin. Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım…

İnsan çıtır ekmeği ısırdığında, kırıklar dolar kucağına. İşte orası umudun tarlasıdır ve orada başaklar ağırlaştığında, sayısız ah dökülürdü toprağa.

En iyi hikâyeleri ölüler anlatır. Ölülerin anlattığı hikâyeler İnşirah suresi gibi insanı ayartır.

Kalbimi kalın bir kitabın arasında kuruttum. Onu orada beş parmaklı bir çınar yaprağı gibi unuttum.

Reklamlar

Bir zamanlar kendimi bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım. Kaç metredir benim yokluğum? Benden daha çok var sanmıştım. Benim yokluğumdan dünyaya bir elbise çıkar sanmıştım. Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan Sonunda ben de alıştım. Ah dedim sonra, Ah!

Acı denizlere doğru akıyorum.

Bayım; bu gidişleriniz beni şair, sizi şiir yapacak.

Az sonra ölecek birinin gözleriyle dünyaya baktığımızda hayatın her yerinden şiir fışkırdığını görürüz.

İçim ezildi geçen gün, geçen ay, hatta geçen yıl da biliyorsun. Sen yanımda olmadığından.

Pardon diyorum ayağıma bastığında dünya, saçlarımın ucundan başlıyor artık kırılma. Kelimelerin tadına bakıyorum, zehrinden korktuğum acı kelimeler yutuyorum yanlışlıkla.

Bazı yaralar yararlıdır buna inan. Bazı yaraların ortasından küçücük bir el, sanki geçmişine çiçek uzatır. Bazı yaralardan sızan kanla, tüm geleceğin yıkanır.

Bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zaman.

Çocukluğumuzda eski tül perdelerden gelinlik biçerdik kardeşimle kendimize durmadan. Olmayan çayları, olmayan fincanlardan içerdik. Olmayan kapıları açardık, olmayan ziller çaldığında. Siyah papyonlu olurdu mutlaka resim defterimizdeki damat. Yedi günde yarattığımız dünya da mutlu olurduk pastel koksa da.

İçimden çıkmak istiyorum artık.

Vişne bahçeleriyle dolu neşeli bir şehre benzerdi senin sesin.

Bildiğim bir şey varsa bayım; dualarım gün olur da kabul olursa, bu şehrin tarih kokan sokaklarının birinde seninle karşılaşmayı dilerim.

Belki bir gün balkona çıkar, blok flütle çocuk şarkıları çalarım.

Kaybolmak istemiştim bir zamanlar. Kapının arkasında yokum demiştim, ve divanın altında da. Bulamazsın ki artık beni, hayatın ortasında. Kaybolmak istemiştim bir zamanlar beni kimse bulamazdı. Tanrı’nın arkasına saklansam O kocamandı, en kocamandı O, Bir kız çocuğunun hayalleri kadar.

Bugün kalbimi eski bir plak gibi, öyle çok tersine çevirdim ki…

Vasiyetimdir; En güçlülerinden seçilsin, beni taşıyacak olanlar. Ahtım olsun, yükleri ağırlaşsın diye iyice, tabutumun içinde tepineceğim.

Geçti ömrüm iklimden iklime, yuva yapıp kaç paket cigaranın bacasında. Yorgunum, kahvem çamur gibi, batmaya da razıyım, artık beni anla. Yeter ki sen beni hiç yazamayacağım bir romanın kollarına atma.

Yıllardır kendini Bulutlar da saklayan İllegal bir yağmurum. Bir yağsam pahalıya mal olacağım.

Ne zaman gizlemeye niyetlensem kendimi, itirafın dibine vuruyordum.

Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya: “Olanlar oldu tanrım bütün bu olanların ağırlığından beni kolla.”

Ya siz! Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat? Nasıldı öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak?

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz