İskender Pala Sözleri

İskender Pala Sözleri

Bu sayfamızda İskender pala sözleri, İskender pala aşk sözleri, İskender palanın sözleri,iskender pala sözleri facebook,iskender pala sözleri tumblr,iskender pala aşk üzerine sözleri,iskender pala şah sultan sözleri içerikli bir yazı hazırladık.

Aşkla bakmak, yürekle bakmak demektir. Gönlümüzde aşk varsa, gözün gördüğü güzeldir.

Aşk tek kişiliktir. İki kişinin birbirine aşık olması diye bir şey, hiç olmamıştır.

Çünkü sevda, kara talih içinde, o kara kan damlasında büyür. Bütün tecelli denizlere, aşk fırtınaları, işte o bir damla kanda dalgalanıp çırpınır.

Senden dolayı seviyorum seni ey sevgili. Öyle ki kıskançlığımdan kendi gözümle bile dost değilim.

Ben, Leyla’nın nazik elleriyle koyduğu denkler arasına katışıp giderken, yazık ki o hiç duymadı çığlıklarımı. İlk ayrılığı ve ilk acıyı bu yolculukta öğrendim. Yaprak yaprak aşk, tomar tomar hasret taşıyordum içimde.

Tanrım, aşkın derdiyle içli dışlı eyle beni. Bir an olsun aşktan ayrı bırakma canımı.

Aşk, kelimesinin bir anlamında sarmaşık demek. Nasıl ki bir sarmaşık bir ağacı çepeçevre sarıp, onun dış dünya ile ilişkisini keser ve sardığı ağacı bir süre sonra kurutursa, aşk da sardığı tuttuğu kişiyi çevresinden koparır ve bir süre sonra o ağaç gibi kurutur.

İnsan, bu dünyaya bir dava için değil bir sevgi için gelebilir.

O ki; rüyana gireceğim diye söz verdi. Nice yıllar geçiyor ki bu söz yüzünden gözüme uyku girmedi.

Sevgi her şeyden evvel bir kıskançlığın da adıydı.

Sözünde durmak, sözü hiç unutmamak erdemli insanların tavrıydı ve unutulmayan söz, elbette sahibini devamlı hatırda tutar, ona karşı sevgiyi çoğaltırdı.

Sevgi belki de bir şehrin hatıralarını benimsemenin, bir şehre ait olduğunu hissetmenin adıydı.

Düşmanın büyüğü hilesi gizli olandır. İskender Pala Sözleri

Bilindiği gibi “Aşk” kelimesinin bir anlamı da; sevgide ölçüyü aşmak, sınırın ötesine geçmek demektir. Her aşk, sevginin dozu çoğaltılmış drajeleridir. Bu yüzden, her sevgi aşk olamaz; ama aşk mutlaka damıtılmış sevgidir.

İnsanoğlu için en kutsal ibadet çalışmak, doğruluk ve insan sevgisidir.

Kendini yücelten alçalır, kendini alçaltan yücelir.

Dönüp geriye baktığımda özet cümlem şu olabilir: Çok şükür ki mazlum oldum, zulmeden olmadım.

Aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş, kıyamete kadar sökülmez imiş.

Umut ki, insanı en son bırakan cevher ve en kıymetli hazinedir.

Beni aşkın yağmur olup yağdığı, zamanın aşka kurulduğu, aşkın zekât olarak verildiği coğrafyalara götürsünler istiyorum.

Allah’ın güzelliğini rüyasında görüp ona aşık olan dervişe inanıyoruz da neden sevgilisinin hayaliyle özleme tutulan aşıka inanmıyoruz. Eğer ona inanmayacaksak aşk, surete tapmaktan gayrı ne olur ki?

Hüzün, bir hazin kelime ayrılık gibi, hicran gibi; ama mutluluk gibi de. Bazen bir gözde görürüz onu, bazen bir yüzde. Bazen bulutlarla gelir, bazen lodoslarla.

Burası kalbinin en değerli yeridir. Burada siyah bir nokta vardır. Canın canı, sevenin cananı buradadır. O nokta, kurumuş bir damla kandan ibarettir. Adına sevda denir, siyaha çalan rengi yüzünden ona sevda derler. Bütün tecelli denizleri, bütün aşk ve ihtiras fırtınaları işte o bir damla kanın içinde dalgalanıp çırpınır. Aşırı sevgi bu damlayı tahrip edip dağıtırsa parçaları bütün vücuda dağılır.

Ey yar ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş; yüreğimin dibine kadar yolun var.

Gerçekten de aşk; karşılıklı oturmak, yüz yüze veya aynı noktaya bakmak, şiir okumak, sevgiliden utanacak kadar terbiyeli davranmak, güzel şeylerden bahsedip gülmek ve asla iffet sınırının ötesine uzanmamaktır. Çünkü aşk; bakmakla güzelleşir, konuşmakla zenginleşir ama dokunmakla bozulur.

Çünkü sevgiliye sadakatin özü ve özeti; aşkını sır gibi saklamak, iyilik gördüğünde de, kötülük gördüğünde de bu tavrı değiştirmemektir.

Bu bir aşktı, bir güzellikti bu; Güzellik ile aşkın paralellik prizmasıydı. Bu güzellik, cihanı gösteren bir ayna; bu aşk, o aynanın cilasıydı. Güzellik olmasa aşk ortaya çıkmaz; aşk olmasa güzellik yüz göstermez.

Alemde iyi at mı kalmadı, yoksa attan anlayan mı? -İskender Pala -Şah ve Sultan-

Aşk, gülü dikeniyle avuçlamak; ama kanayan ellerin hesabını gülden sormamaktır.

Kimileri gül dediler, ömür boyu güldüler; kimileri de gül dediler, gül uğruna öldüler.

Ve unutma, her şafak, elinde fenerle gelen bir hırsız gibidir, ömürleri çalıp götürür.

Ayıplar olsun bize, ayıptan başka hiçbir şey görmediğimiz için can dostlarımızda.

Ve zamanlar öldükçe ölümün zamanı gelir.

Araya bunca yılın hasreti girmişken bir gün seni görmeye dayanabilir miyim bilmem.

Aşk, sevilen için bir hiç ise de, seven için heptir.

Belki de en sevdiğim sakarlığın, gözlerime takılıp yüreğime düşmendi.

Aşk, gözden girer, gönülde yaşar. Surete meyledenler ziyandadır.

Çünkü aşk beklenilmez, birdenbire gelir. Aşka tutulan kişinin tavrı o anda başkalaşır, kalbinin ritmi artar, bedeninde fizyolojik değişimler baş gösterir, ne yaptığını bilmez olur.

Her gözyaşının ayrı bir anlamı vardı. Her damlanın hangi zamanda, hangi mekânda, hangi kişiyle paylaşıldığı önemliydi. Gözyaşları ne kadar çok şeye tercümanlık yapıyordu! Damladığı, süzüldüğü, aktığı veya kana dönüştüğü zaman, hep ayrı manaları vardı. Gözyaşları gizli duyguları açığa vuran mektuplar gibiydi.

Ey aşık; Sevgilinin hasretiyle, seherlerinde ah ederek gözyaşı döktüğün geceler miktarınca, aşkın sana kutlu olsun.

Göz, savaşı başlatan haberci, bakış elde olmayan kader, ilahi kaza. Ve aşk; Kalp ile göz arasında kutlu bir hadise.

Bir tutsaklıktır başlar, biz doğunca; dünya denir adına. Bir telaş, bir koşturmaca, dursuz duraksız.

Sevgin gönül denizimde tutuşan bir alev ve denizimde şimdi yangınlar çıkıyor.

Sevginin karşılıklı oturup birbirimizin yüzüne bakmak olmadığını, bilakis yan yana oturup aynı noktada ortak bir hedefe bakmak olduğunu anladım.

Ey gönül! Hele şu dünyada adam gibi bir adam yokmuş. Var ise de gönülden anlayan bir sırdaş bulunmuyormuş. Eğer bilge isen, şu dünya için asla gam çekme ve tut ki dünya diye bir şey de zaten yokmuş.

Geçip gitme de ömür. Umutlar hep yarın, yarın, yarın… Tükenen zamanı dolduruyor hep kuru kavgalar, boş didişmeler, faydasız gürültüler. Aklını başına al kardeş! Günü, bugün say; ölüm ki kaşla göz arasında; ölüm ki dudakla söz arasındadır.

Dış yerine içi, suret yerine ruhu sevmek gerekir. Hayat ancak sevgiyle tatlıdır.

Ancak ki ruhun iman ışığında sultanlar gibi yaşasın. Gerisi boş vesselam.

Leyla’ ya sormuşlar, ’sen mi büyük aşıksın, yoksa Mecnun mu?’ diye. ‘Elbette ben daha büyük aşığım. Çünkü ben aşkımı kimseye söylemedim; o ise bir dağ delisi gibi davrandı, sevgimizi dile düşürdü.’ Asıl olan sevdiğini kimsenin bilmediği aşıktır.

Seveni sevmek kolaydır; marifet o sevmediği zaman da onu sevebilmektir.

Sebep neydi, bütün varlığımın kendisiyle ayakta durduğunu bildiğim, hayatımın en değerli parçasıyla bir göz yumup açıncaya kadar neden ayrılıver miştik?

Çokluğun derdi elbet çok olur; yokluk kapısında nefis de yok olur.

İnsan sevgi ile yaşar, sevgisiz ölürdü. Sevgi bir cennet, sevgisizlik de cehennem sayılırdı. Sevgisiz yaşayanların ölülerden farkı kalmıyordu çünkü. Sevgiyle yaşamak da kıskanmakla devam ediyordu.

Senin beni unutma ihtimalini hatırlayıp çıldırıyorum bazı günler ve bazı geceler yüzünü eskisi gibi hayal edemeyeceğimden korkup kahroluyorum. Sonra tövbeler ediyorum. Seni unutma ihtimalini düşündüğüm için.

Ama her sabah seni görüyor ve yüzünden aldığı güzellikle insan içine çıkıyor diye güneşe, eşiğini döne dolaşa senden nur çalıyor diye her akşam mehtaba bakıyorum bilesin.

Asalet; duruluk ve doğruluktur.

Sevginin derecesi, ancak sevenin gayret derecesi kadardır.

O’na aşk nedir diye sorsalar, tek bir cevap veremeyecek kadar aşk içindeydi.

Unutmamak lazım; kimliğimiz, onu konuşlandırdığımız kabın şeklini ve rengini alır ve ruhlar incelmeden incelikleri asla göremez.

Bildim ki, insan sevinince üzüldüğünden daha şiddetli ağlarmış.

Aşk; Gök kubbenin altındaki en gizemli kelimelerden biri, bin bir başlı bir ırmak, her birinin yolculuğu ayrı ama hepsinin ulaşmak istediği deniz bir.

Çünkü dünya öyle bir gölgedir ki, kişi ona arkasını dönünce peşinden gelir de, kişi onun peşine düşünce hep önünden kaçar.

Aşk konusunda ciltler ve kütüphaneler dolusu bilgi üretilmiştir Doğu’da. Yalnızca aşkı tanımlamak için harcadıkları mesaiyi söz gelimi hekimlik alanında harcamış olsalardı belki ölüme çare bulurlardı.

Gökler sevgiyle dönerler, yıldızlar sevgi sayesinde yerlerinde durabilirler. Tıpkı kalbimizdeki sevgi yıldızları gibi… Bu yüzden dış yerine içi, suret yerine ruhu sevmek gerekir. Hayat ancak sevgiyle tatlıdır ve sevgilisiz dünyada hayat sürmek beyhudedir.

Hakiki dostlar namazla mutlu olurlar.

Ama bu resimdeki asıl gariplik benim suratıma yapışan komik bakıştan öte, bir üniforma ile pardösünün, bir şapka ile bir eşarbın yan yana ve el ele durmasından kaynaklanıyordu. Bunu yıllar sonra acı bir biçimde anlayacaktık.

Aşk platoniktir; sohbetle baslar zahmet getirir. Zihinden girer gönülde yaşar. Suretini süslemeyenler yol şaşırır.

Delilik gönül sahibi olmanın işaretidir.

Cennetten uzaklaştırdığı gerekçesiyle aşıkları sevgilinin didarına –yüzüne- bakmaktan alıkoyan kişi bilmiyor ki; aşıkların cenneti sevgilinin yüzüdür.

Yüce tanrım! Ya ona azıcık merhamet ver, ya bana çokça dayanma gücü. Ya bendeki sevginin birazını ona ver; ya ondaki vurdumduymazlığın birazını bana. Tanrım! ya onu bana ver, ya beni ona.

İnsanın en mutlu olduğu anlar; aklın gönül içinde eridiği, yani aşka kendini teslim ettiği anlardır. Aklın gönle teslimiyetini aşk olarak tanımladığımıza göre insanın soyut varlığını aşktan ibaret görebiliriz.

Aşk kamber can, aşk tekildir, sevgi çoğuldur. Aşk, kamber can, aşk, bir tek kişiye, sevgi binlerce kişi veya şeye yönelik olur.

Hatıraları unutmak olanaksızsa; hatıralarda unutulmak kader olur.

Rahmet ile zahmet arasında bir nokta farkı vardır; Allah dilerse zahmetteki noktayı kaldırıverir.

Yani damlalar tek tek görünürler ama denizin içinde görünmez olurlar. Allah’ın varlığı her şeyi o kadar kuşatmıştır ki; bu kuşatıcılık içinde görünmez olmuştur.

Zaman bir çizgi; Sonu yok, başı da olmadığı gibi. Herkese bölüştürüldü bir parçası ezel gününde; acıdan ve sevinçten nakış çizelim, desen işleyelim diye üstüne. Rengi hiç olmadı, tezgâhta hiç dokunmadı.

İçerisinde gurbet geçen, gurbet temalı, gurbet tarafından söylenmiş veya gurbet. Öyle kelimeler vardır ki, istesen bile hafife alamazsın. Her kaçışın hasret gibi, gurbet gibi, firkat gibi acıları, terk etmek, gözden kaçırmak, vazgeçmek gibi fedakarlıkları vardır. Bunun için kalbi kırık olur kaçanın, içinde hasretlikler büyür.  -İskender Pala Od Kitabı-

Sen beni sevdiğin, ben de seni sevdiğim için aramızda bir dünya yaratıldı. Ben de sen de bu dünyadaki her şeyi sevdik; her şey de bizi sevdi. Tıpkı âlemdeki her şeyin Allah’ı sevmesi gibi.

Kimisi bilmem der, bilir; kimisi bilir bilmezlenir. Kimisi bilmediğini bilmez, bilirim der; kimisi bildiğini bilmiyor zanneder. Bilmemeyi bilmekle, bildiğini bilmemek aynı değildir.

Doğruluk mu daha büyük meziyettir, yoksa yiğitlik mi? diye sorar, cevap ne olursa olsun, ”Bütün insanlar doğru olsaydı yiğitliğe lüzum kalmazdı!” der.

Ölüme bu kadar takılıp kalma oğul! İnsanlar ölmek için doğuyor. Zaman bir bezirgân, ölüm alır, ölüm satar.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz