Nuri Pakdil Sözleri

Nuri Pakdil Sözleri
Reklamlar

Sayfa İçeriği: Nuri Pakdil Sözleri, Nuri Pakdil’in En Güzel Sözleri, Nuri Pakdil Özlü Sözleri, Nuri Pakdil Sözleri Kısa, Nuri Pakdil Sözleri Tumblr, Nuri Pakdil Sözleri Facebook, Nuri Pakdil En İyi Sözleri

Yazar ve fikir adamı olan Nuri Pakdil’in en güzel ve en çok beğenilen sözlerini bu yazımızda bulabilirsiniz.

Nuri Pakdil Sözleri

Niçin, yalnızca dar alanlarda başkaldırıp duruyoruz?

İnsanı kalbinden tutamadınız mı, görün, nasıl kayıp gidecek elinizden.

Kuşkusuz, en etkili ve evrensel silah, kelimedir. Okumadığın gün karanlıktasın.

Yargılıyız acı çekmeye. Acının her şeye egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz; en çok insan öldürülen bir çağ çünkü bu.

Sükut; Dünyanın en uzun cümlesi.

İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır. Ne emek, ne ekmek; Önce kalbimiz bozuluyor çünkü.

Hiç yazılmamış uzun bir destandır annelerin yüzleri.

Gözleriyle birbirinin olan sevgililer gibi olunca, yazıyla; ben ona derim, işte, yazı diye.

Batıya bakmaktan boynu tutulmuş bir toplumuz.

Ölüm korkusunu, ancak ölüm ötesi hayata inanarak yenebiliriz.

Biz, yitire yitire kazandık kendimizi.

Her şeyi attım üstümden elimde bir kitap kaldı.

Reklamlar

Sıkıntı boynuma dolanmış, çekip götürüyor beni.

Hayat; hem yürünülen yoldur, hem taşınan dağ.

Daima bana inanmalısın diyor içim.

Bildiğim her şeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı?

Hüzün; hissedilmesi kolay olmayan, çok narin, ince bir sestir.

Gökyüzüne çok sık bakalım, ne varsa orda var.

İnsan, geceleyin, yalnızsa, en çok kendini gereksiniyor: zaten, yalnızlığın büyük güç kaynağı oluşu da bundandır: gündüz de öyledir de, geceki yaslanış bambaşkadır.

Yürü kardeşim ayaklarına Kudüs gücü gelsin.

Acıyı güzele, kötüyü iyiye çevirmek lazım;  bunu da ancak sanatla yapabiliriz. Ölümsüz olan, bir tek o çünkü.

Daima, terazinin ibresi vicdandır.

İnsanın özü artık yok. Tüm çılgınlıklar bundan kaynaklanıyor olmalı. Çağın kanseri, bu insan özünden yoksunluk.

Hüzün; hissedilmesi kolay olmayan, çok narin, ince bir sestir.

Çoğu zaman, susmak, konuşmaktan daha kıymetlidir, hayırlıdır. Söz bitebilir, fakat sükût hiç bitmez. Çünkü o, dünyanın en uzun cümlesidir.

Suskunluğu, tırnaklarımın altında bir tahta kıymığı gibi taşıyorum.

Reklamlar

Sorumlusunuz, bütün yaptıklarınızdan, olanlardan ülkenizde ve ülkeniz olmayan yerlerde, ilginiz ve bilginiz oranında.

Gökyüzü, dört başı bayındır bir ülkedir.

Her cümlenin vebali ağırdır. Kapsama alanına tüm insanlık girmektedir.

Eğilip kalbimi dinlemek istiyorum ya, bazen, öylesine uzağındayım ki!

Ruhumuzun özünden yola çıkmalıyız.

Aydınlık sabahı düşün ve durgun, karanlık geceyi.

Bazen başımı ayrı mı taşısam, diye düşündüğüm oluyor; çünkü, aşırı gürültüyle dolu içi.

İnsan susturmak zorundadır kendi cadılarını.

İnsan, nesnelerin bir bakıma tutsağı olmanın da ötesinde, nesne olup çıkmıştır.

Dünyanın tüm çiçeklerinin adlarını yaz; uzaktan oku, yakından da; hiçbirinin adı, bir kitabınki kadar güzel olamaz.

İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır. Ne emek, ne ekmek; Önce kalbimiz bozuluyor çünkü.

Yüreğimiz var, var ama yüreğimizi dayayacak bir yer yok.

Gerçek değil düzmece bir dünyaydı okuduğum tüm okullarda önüme konan. Hayal gücümü harekete geçirmesem yıkılmıştım.

Yeryüzüne soruyorum: sen de, sık sık, iç çeker misin?

Reklamlar

Tüm kurumları Avrupa’dan almak hastalığına tutulalı beri, tarihimizi okumaz olduk. Kendi tarihine yabancı kuşaklar yetişti Türkiye’de. Geçmişle aramıza bir Avrupa setti inşa ettik. Ve hiç utanç da duymadık bu setti inşa ederken.

Özellikle umut, konuştukça büyür, aşar sizi, kentinizi de, ülkenizi de aşar: yeryüzüne bir elektrik akımı gibi geçer umut.

Anlamak fiilinden meşaleler yapılmalı: yeryüzünde birbirimizi görebilmek için.

İnsanda adalet duygusunu oluşturan, bu duyguyu canlı tutan kaynak, insanın ruhsal derinliği, insanın manevi yönüdür. Bir toplulukta ruh unutulmuşsa, manevi istekler yoksa o toplumda gerçek anlamıyla sağlıklı insanların bulunmadıklarını hemen anlarız. Kimse, öldürülmüş ruhunun davacısı değil!

Yeryüzünde dostluğun, arkadaşlığın, bir amaca doğru yürüme yoldaşlığının devinimli, aydınlık, üretken bir simgesi gibiydi.

İnsan aşmak zorundadır kendi kendini: kendi kendini öldürmeye, bir çukura düşmeye karar verebilen insan, niçin, kendini aşmaya, doruklara çıkmaya karar veremesin?  İnsan, manevi kaynaklardan uzaklaştıkça parça parça öldürmüş olur kendini: taksitli öz öldürüm bu…

Yönelişlerin en ayrıcalıklısı, insanın kendi vicdanına doğru olandır.

Bütün yalınlığıyla hayatı kucaklayabilmek, tartıya vurabilmek akıp giden suları, saat şöyle dursun, dakikaların değerini anlayabilmek, ateşi avucumuzda tutabilmek açıkçası sükûnette mümkün. Yeryüzünün en melodik dili, sükûnet…

İnsan, geceleyin, yalnızsa, en çok kendini gereksiniyor. Zaten, yalnızlığın büyük güç kaynağı oluşu da bundandır: gündüz de öyledir de, geceki yaslanış bambaşkadır. Dağ delirir. Su yokuşa çıkartılır, aşağı boşaltılır.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz