Hakan Günday Sözleri

Hakan Günday Sözleri

Hakan Günday Sözleri, Hakan Günday Aşk Sözleri, Hakan Günday Az Sözleri, Hakan Günday Sözleri Twitter, Hakan Günday Kitap Sözleri, Hakan Günday Sözleri Resimli, Hakan Günday Sözleri Tumblr, Hakan Günday Sözleri İnstagram

“Sorarlarsa, ‘Ne iş yaptın bu dünyada?’ diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından. (Hakan Günday)

Hakan Günday Sözleri

İnsanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır.

Ne yapmak istediğini bilmiyorsan, ne yapmamak istediğini düşün!

Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayışımızın tek nedeni yarındı. Lotonun çıkma ihtimalini, aşık olunacak insanla tanışma ihtimalini, sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran o sihirli sözcük: “Yarın.”

“Ben sadece fazlasıyla ciddiye almıştım, küçükken babamın bana birini üzdüğümde söylediği o sözü. “Kendini karşındakinin yerine koy” ve ilk başlarda bunu o kadar çok yapmıştım ki, bir gün dönüş yolunu yani kendimi bulamadım.

Yıllar önce okuduğum işe yaramaz bir kitaptaki tek işe yarar cümle şuydu: İnsanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır.

Dertlerinizi başkalarına anlatmayın. Çoğunun umurunda olmaz, geri kalanı ise memnun olur.

Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar.

Öyle bir çığlık atsam ki dünya çatlasa! Altı milyar insan sağır olsa!

Bu hayatta kimseye hiçbir şeyi tam olarak anlatamayacağını anlamıştı. Biri için ölüm kalım meselesi olan, diğerinin gözünde toz kadardı.

Oysa hayat, her bölümünde ayrı bir hikayenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bir filmdi.

Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar.

“Ve herkes görünene aldanmaya hazırdı. Çünkü görünene aldanmak, hayatı dayanılır kılmanın ilk şartıydı.”

Mutlu olmanın ilk yolu taklidini yapmaktan geçer !

Herkesin öyle bir hikâyesi yok muydu? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği… İçine atmak, diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı?

Hiçbir şey hayatın sonu değildir. Hayatın sonu bile hayatın sonu değildir! Çünkü sen ölürsün, başkaları yaşar!

Kendimi dinlemeyi öğrenmekti bu yaptığım. Çünkü duyabilecek kadar yüksek bir ses vardı içimde. Bunu fark edince, dünya üzerindeki tüm insanlar birden yok olsa dahi yalnız kalmayacağımı anladım.

Bir yerde okumuştum, her basamak dört saniye hayat uzatıyormuş. Asansöre binerek intihar mı etseydim?

Seni anlıyorum” demek büyük bir yalandır. Kocaman bir yalan. Kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz dünyada… Var olan en sağlam zırh insan vücududur. İçindekileri en iyi saklayan kasa odur.

İnsanlar senden o kadar nefret edecekler ki yerleştiğin her yerde emlak fiyatları düşecek!

Medeniyetten daha kötü sevgimesajlarim.com bir şey varsa, o da medeni olmaya çalışan bir medeniyetsizlik.

Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun. Ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. Dünyadan haberi olmayan bütün geri zekalılar gibi.

Kendiliğinden geldi acılarım. Yerleştiler içime. Sonra alıştım ve kabullendim. Sanki dünyada başka türlü bir hayat yaşanamazmış gibi.

İnsanlar senden o kadar nefret edecekler ki yerleştiğin her yerde emlak fiyatları düşecek!

Kaldırımlar güzel. Ama bir de üzerinde yürüyen şu insanlar olmasa!

Kaçacak bir yer kalmadı. Gidecek bir yer kalmadı. Ölüm kaldı. Görmediğimiz bir o kaldı… Ölüm ve sonrası.

İnsanları çaresiz bırak iç organlarından roket yaparlar.

Ardında bıraktığın izler bir gün seni bulup üzerinden geçer!

Korkmalısın. Çünkü acı bağımlılık yapar.

Asil yaşayan adil ölmez.

Kurtulmaya gelmedik dünyaya. Daha da saplanmak için buradayız. Dibine kadar. Onun için çürüyor bedenlerimiz ölünce.

Eğer bir insan babasının hıçkırıklarını umursamazsa hiç bir şeyi umursamıyor demektir.

Var olan en sağlam zırh insan vücududur. İçindekileri en iyi saklayan kasa odur.

Bir soytarı olarak gömülmüştüm ama bir kral olarak doğacaktım. Sadece sabırlı olmam gerekiyordu.

Oksijenin kendisi uyuşturucu. Öyle bağımlısı olmuşuz ki birkaç dakikalık eksikliği öldürüyor.

Ahlak çoğunluğun görüşüdür, toplumsal sözleşmedir, derler. Ve geceleri o çoğunluk yoktur.

Kendini öldürmek isteyen birine belindeki tabancayı uzatıp, “Al, bununla daha kolay olur! ” diyen birininkine benziyordu sesindeki kayıtsızlık.

Ancak düşmeyi bilenler köprüden, karşıya yüzülerek de geçilebileceğini öğrenir.

Kimin tezgahtar olduğu tezgahın sonunda belli olur.

Denge, insanoğlunun icat ettiği en vahşi kavramdır.

Senin için üzülüyorum. Mutlu olmayı tercih etmeyen herkese üzülüyorum.

İnsanlığın sonu nerede durması gerektiğini bilememekten gelecek.

Gözlerimi kapattım. Ağzımda sigara. Bir mucize istedim. Bir tane. Ya şimdi ya hiç!

Yaşarken ölmeyi, ölerek yaşamayı sadece uykusuzlar bilir. Gözlerinin altında biriken her küçük torba gördükleri hayallerle doludur.

Akıl, kelimelerle çalışır. Bu yüzden, her şeyin ve herkesin bir adı vardır.

Kimin sahte, kimin gerçek olduğunun anlaşılamadığı bir sabah.

Dünya yuvarlak. Hayat da öyle. En derini aynı zamanda da en yükseğidir hayatın. Nereden baktığına bağlı.

Şimdiye kadar rakıyı suyla, viskiyi buzla karıştırır gibi hafifletmek için hayatı da içkiyle karıştırmıştım. Ama artık hayatı sek içmenin zamanı gelmişti.

Hayatımı diktiler. Oysa yırtmak için çok uğraşmıştım.

Acı o kadar yer kaplıyordu ki, aklım onu kendine sığdırabilmek için diğer her şeyi fırlatıp atmıştı.

Kelimeler taş, ağızlar sapan olduğunda sakin olmak şarttı.

Hayal gerçeğe katlanmak için gereklidir. Temel gıda, giyinme ve barınma gibi bedene yönelik harcamalar eti, hayaller ruhu doyurur.

Yıllar önce okuduğum işe yaramaz bir kitaptaki tek işe yarar cümle şuydu: İnsanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır.

Dile getirilemeyen nefretten büyüğü yoktur. Dile getirilemeyen aşk gibisi yoktur.

Sonuç olarak, insan, maddeye hak ettiğinden fazla değeri verdiği sürece mutsuz olacaktı.

Gelecek, geçmişin merhametine kalmıştır ve insan, ikisinin arasında bir kurbandır.

Ve kafam, il olma izni alabilecek kadar kalabalıktı.

İntiharın cinsiyeti dişiydi.

Gözleri arkasında olanlar er geç tökezler.

Yarar yok bu dünyada! Ölüm varsa yarar yok!

Geçmişe özlem duymak, sadece zaman kaybıdır.

Var olmak bir hayal,olmayan bir dünyada.

Biz asla yalan söylemeyiz. Gerekirse gerçeği değiştiririz. Söylediklerimize uysun diye.

Oysa kötülük, önce başkalarının, sonra da senin canını acıtır.

Hayat, yatılı bir misafirlik değil, günübirlik gidilen bir piknikti.

Zaman, evcilleştirilmiş bir yırtıcı hayvan gibiydi.

Dünya bir tezgahtır. Tezgahın hangi tarafında hayat olduğuysa ancak ölünce anlaşılır.

Suç var olan en güçlü tutkaldır.

Cehalete geri dönüş, cehaletten çıkmaktan çok daha zordur.

Paraşütünü açmış birisinden uçağa dönmesini bekleyemezsin.

Benim hatam bu oldu. Hayal etmeye çok ufakken başladım. Artık hayal edecek pek bir şey bulamıyorum.

Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun. Ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. Dünyadan haberi olmayan bütün geri zekalılar gibi.

İntihar, akla düşen bir damla asittir.

İnsanın en büyük hatası kendini seyretmemesidir. O kadar çok ilgilenir ki dekorla! Tanıyamaz bir türlü başaktörü.

Düşünce, insanın ölümsüz olan tek organıdır.

Terk ettiklerimi dikiz aynalarında aramak artık acıtmıyordu beni.

Bir savaştan ibarettim ve içimden ölü çıkıyordu!

O kadar yavaş söylüyordu ki kelimeleri,sanki her harfi çok uzaklardan bulup bin bir zorlukla getiriyormuş gibiydi.

Biz insanlar, sadece iyi bir performans gösterip öyle ölmek istiyoruz.

Ölüm kimseyi korkutmadığı gibi hafızalarda yer etmeyecek kadar da önemsizdir.

Gelecekten geçmiş çıkarsa şimdiki zaman kalır.

Yalnızlık moda olsun, renklerini ben seçeyim.

Hayat; cinsel ilişki ile bulaşan bir hastalıktır.

Zamana güven. Yaşarken asla varamayacağın yerlere seni sadece o götürür. Oku ve zamana bırak.

Bizler sadece konuşuruz. Konuşamayanlar da dövüşür.

Önceki hayatımı sıfırla bitirmiştim. Yenisine aynı yerden başlayabilirdim. Sıfırdan!

Hayatlarımıza sadece acı yön veriyor.

Gözkapaklarımı derime kaynak makinesiyle yapıştırmak istiyorum. Bir canlı daha görmemek için!

Yanık kokan bir dünya. Tüten insanlar. Dumanlı bir hayat. Cehennemden biraz daha serin bir dünya.

Hiçbir şey sonsuz değildir. Özellikle de zaman.

Gelecekten bir şey beklemeyenler, mutluluklarını geçmişte yaratırlar.

Yalan ancak ayrıntılarla gerçek olur. Birini kandırmanın en iyi yolu ayrıntılardır.

Artık sokağa çıkma yasağı vardı kafamda.

Kötü olan ve acı veren hiçbir şeye alışılmaz.

Asla bir kral bir dilenciyle aynı biçimde yargılanmamıştı,yargılanmıyordu ve yargılanmayacaktı.

Madem ölmedik, yaşayalım o zaman.

Bir insanın aklı bile ona ihanet etmenin peşindeyse , bu dünyada güvenilecek ne kalmıştır.

Nefesimi bırakıp seni tutacağım.

Günümüz dünyası asla tatmin olmayan insanların ürünüdür.

Yaşayarak intihar etmeye seçenlere yardım edilemez.

Dünyanın en eski mesleği fahişelikse, dünyanın en eski hayal kırıklığı da aşktı.

Tek başına işlenen suç göktaşıdır. Sırtında sadece sahibine yer vardır.

Bütün yaşadıklarımızı hayal edebilseydik, gerçekten yapmamıza gerek kalmazdı.

Öyle bir çığlık atsam ki dünya çatlasa! Altı milyar insan sağır olsa!

Dünya, üstündekileri kusturacak kadar hızlı dönmeli.

Tanıklık ettiğim dünya, şiddet ile yönetiliyordu. Ancak kimse bunu itiraf etmiyordu. Hatta şiddet kelimesi bile gömülmüştü.

Hayat, ölene kadar hissedilen zevklerden, çekilen acılar çıkarıldığı zaman geriye kalandır.

Yoksulluk, düşmeden yürüyebilmesi için zenginliğin altına serilmiş kırmızı halıdır.

Çok şey gördüm, beni yüzüstü gömün.

Sanat yaşarken ölmektir.

Çok mutsuz sonların birinci şartı çok mutlu başlangıçlardır.

Sadece gözleriyle yolculuk edebilen bir insanın kendine tapması kaçınılmazdır.

Ben kötü bir insanım. Üstelik farkındayım ve bu beni daha kötü yapar!

Midem hayattan ne kadar bulanıyorsa, sana o kadar aşığım. Seni, dünyadan nefret ettiğim kadar seviyorum.

Doğuda kızlar, kadın doğar. Ecellerinden önce ölürler.

Sporcuyuz. Yasal mücadele! Yasal dövüş! Yasal vahşet! Yasal sömürü! Spor!

Acı, insanın hayat tarlasında biçtiği buğdaylardan pişirdiği ekmektir. Dolayısıyla sabah kahvaltısı kadar kaçınılmazdır.

Kendimi tanıyamadım. Zamanım olmadı.

Düşünüyorum; öyleyse varlığımı yok edebilirim.

Vahşet de duruma göre değişen bir cinsiyete sahip. Para gibi.

Bir bulsam bu hayatların müsveddelerinde ki el yazısının sahibini!.. Birileri pişman olmalı beni hayal ettiğine.

Neden çalışıyorum? Rahat bir hayat için. Peki o rahat hayatı yaşayacak olan kişi yani kendim için ne yapıyorum? Hiç bir şey.

İnsanlar ikiye ayrılırlar; sarı yanınca frene basanlar, sarı yanınca gaza basanlar.

Bir yerde okumuştum, her basamak dört saniye hayat uzatıyormuş. Asansöre binerek intihar mı etseydim?

Okşayan elleri ısıranlar, tekmeleyen ayakları öperler.

Diğer insanlar aynı ruhun farklı ihtimalleriyken, biz aynı ihtimalin başı, ortası ve sonuyduk!

Sevdikleriyle savaşanlar nefret ettikleriyle sevişirler!

Belki de insan kendini öldürmesin diye hayal etme gücüne sahiptir.

Mermiler tetiğe basanın kimliğine göre saplanmaz ete.

Her meziyetin bir eziyeti vardır.

İnsanın gerçek özgürlüğü buydu: İstediği kadar ağlayabilmek. Belki bir de, istediği şeye ağlayabilmek.

Hiçbir şey hayatın sonu değildir. Hayatın sonu bile hayatın sonu değildir! Çünkü sen ölürsün, başkaları yaşar!

Deniz,adama kendisini ölümsüz hissettirir.

Sessizlik bazı insanlara çok ağır gelir. Dayanılmayacak kadar ağır.

Hiç kimseye çarpmadan yürümeye çalışmaktansa, kollarımı açıp herkesi devirmeyi seçtim.

Hiçbir şey dost değil bu evrende.

Hiçbir insanın tamamen dürüst olamayacağını bilecek kadar tanıyordum kendimi.

İnsanlar sadece sevdiklerini kaybedince üzülmezler. Adil olmayan her ölüme üzülürler.

Benimle savaşma! Çünkü kazanırsan, kaybedersin.

Ne zaman ki hayat ve dünya uysallaşır,o zaman ergenlerden sakin olmaları beklenebilir.

Batı hafiflemek, Doğu ağırlaşmak için kaldırır kadehini.

Medeniyetten daha kötü bir şey varsa, o da medeni olmaya çalışan bir medeniyetsizlik.

Âşık olunacak insanla tanışma ihtimalini, sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran o sihirli sözcük: Yarın.

Matematiği kuvvetli değildi, fakat çıkarlarını hesaplamasını iyi bilirdi.

Gelecek, geçmişin merhametine kalmıştır ve insan, ikisi arasında bir kurbandır.

Ve herkes görünene aldanmaya hazırdı. Çünkü görünene aldanmak, hayatı dayanılır kılmanın ilk şartıydı.

Çok geç alıştım ben yaşamaya.

Pişmanlık, ilk insandan torunlarına mirastı.

İnsanın kendiyle mücadelesi, bağımlılıklarını yok etmesiyle başlar.

Bitkilerin hayatının insanlarınkinden çok daha ilginç olduğuna eminim. En azından onlarda karakter denilen işe yaramaz bölüm yoktur!

Olgunlaşma, kimseye ve hiçbir şeye güvenmemeyi öğrenmektir.

Düşünceler, duyguların çekim alanlarına girince bükülürler.

Unutma ki zaman, gidecek yeri olmayanların evidir.

Davranışa dönüşen düşünceler daima geçmişe aittir.

Seni anlıyorum” demek büyük bir yalandır. Kocaman bir yalan. Kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz dünyada.

Benim krallığım orası. Gecenin başlangıcını bilmem ama sonu bana ait!

Ne yapmak istediğini bilmiyorsan, ne yapmamak istediğini düşün!

İnsanlar hayatın aynası. Kötülüğü ondan öğreniyorlar.

Düşündüğüm her şeyi denemiştim.Şimdiyse sakin bir şekilde ölümü beklemek istiyordum.

Unutmanın en kolay yolunu da anlatmak sanıyordu.

Her zaman yalnız oldum. Yalnızlığı kendimi geliştirmenin tek yolu olarak gördüm.

Hep nefret ettim çalan, garip sesler çıkaran saatlerden. Oysa o kadar güzel uyanma biçimleri vardı ki.

İnsan, insan olmaya geliyor dünyaya. Kesinlikle bir tercihi yok.Hiçbir şeyi seçemeden de gömülüyor toprağa.

Her insanın bir amacı vardır. Yaşadıkları, öğrendikleri, hissettikleri ve yetenekleri doğrultusunda bu amaç belirginleşir.

İnsan, hiçbir şeyi değil, her şeyi bildiği için mutsuz.

Aynı zihinde yer alan karşıt düşünceler birbirini yok eder ve ışığa dönüşürler.

Medenileşmenin bedeli, yerde yatanlarla ilgilenmemeyi öğrenmek.

Hiçbir şey yapmadan da sanatçı olunur. Hiçbir şey üretmeden. Sadece hayatı bir sanat haline getirerek de sanatçı olunur.

Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz