Abdurrahim Karakoç Sözleri

Abdurrahim Karakoç Sözleri

Sayfa İçeriği: Abdurrahim Karakoç Sözleri, Abdurrahim Karakoç Özlü Sözleri, Abdurrahim Karakoç Aşk Sözleri, Abdurrahim Karakoç Sözleri Facebook, Abdurrahim Karakoç Şiirleri Sözleri, Abdurrahim Karakoç Sözleri Tumblr

Abdurrahim Karakoç Sözleri

Ya İslamla yükselir, ya inkarla çürürsün. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün.

Benden bakıp seni görmek ne güzel…

Korkmayın kullanın eskimez aklınız, itaat ettikçe verilmez hakkınız, insanlığınızdan eminseniz eğer, güdülen sürüden olmalı farkınız.

Kâinat uyur sessizce, ben hep seni düşünürüm.

Gölgesinde otur amma yaprak senden incinmesin, temizlen de gir mezara  toprak senden incinmesin.  Yollar uzun, yollar ince yol kısalır aşk gelince, yat kurban ol İsmail’ce bıçak senden incinmesin.

Ölüler toprağa gömülür, hatıralar yüreğe; toprak mı vefalı, yürek mi bilmiyorum.

Umudum her zaman bâkidir ama zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Vurulup ömrünün ilkbaharında kanından çiçekler açar yarında, cümle şehitlerin omuzlarında bir sabah gelecek kardan aydınlık.

Sırat ’tan incedir sevda köprüsü beraber geçelim tut ellerimden.

Varsın bitmesin geceler, düşümüz yok ki korkalım. Dört mevsim yanar bağrımız, kışımız yok ki korkalım.

Gönül tezgahında şiir dokudum, iplik iplik nakışında sen varsın.

Düş gördüm; sevenler aldatmıyordu; gölgeli dağlarda gün batmıyordu. Uyandım, utançtan gök çatlıyordu. Oy benim açmadan solan düşlerim.

Hiç başın ağrır mı yoruldun mu hiç, birine küstün, mü darıldın mı hiç, sevdin mi, öptün mü sarıldın mı hiç, hasret nedir, ne değildir, de hele.

Cebimde mektubun olmayabilir, ne çıkar fotoğrafın yoksa masamda. Öğrenmek istersen eğer, gel sevda iklimime gir, açılmamış gönül kasamda sakladığım sensin.

İster ay batarken gel, ister gün doğarken gel!

Konuşmak cinnettir, susmak intihar.

İki kere iki dört ediyorsa, ben de seni seviyorum, darılma. Bir de her gecenin sabahı varsa, Ben de seni seviyorum, darılma.

Neşeyi ne tartar, gamı kim ölçer? Acı söz yarası kaç yılda geçer? Beklemek acıdır ayrılık hançer, gurbet nedir ne değildir de hele.

Bu dine, bu ırka ve bu toprağa sataşmak isterse herhangi gavur:  “Vur! ALLAH aşkına vur!”

Yalnızlık; caddede, sokakta, evde, ben beni özlerim: gurbet bu derim.

Esir iken Kırım, Kerkük, Türkistan, bana zindan olur Maraş, Elbistan.

Çilesi belası gözüm üstüne derdimin dermanı say bu sevdayı.

Yar deyince kalem elden düşüyor, gözlerim görmüyor aklım şaşıyor. Lambada titreyen alev üşüyor, aşk kağıda yazılmıyor Mihriban.

Sevdam büyüdükçe dünyam dar olur. Zamandan çıktığım zamanlar olur.

Her yanımız gurbet hani ya sıla; ömür bitmez çile, ölüm fasıla. Günleri aylara, ayları yıla ekle babam, ekle can mı dayanır.

Bindirmişler bir gemiye, rotasından haberi yok. Korkuyor ”Türküm” demeye, atasından haberi yok.

Bir tarafta mazlumlar açık, çıplak gezmesin, bir tarafta sülükler lüks içinde yüzmesin, durmadan gelen zamlar fakir halkı ezmesin.

Aşk yarası ilaç kabul etmezmiş, bir gelirse daha dönüp gitmezmiş, tıp ilminin aklı, fikri yetmezmiş.

Aşk da, söz de yalan imiş, akıl işi değil bu iş ve sonra hatırladık ki sevenler hep boşa sevmiş.

Mıgırdıçı sever de Osmanı sevmez zındık! İti-domuzu sever, insanı sevmez zındık! İster ki diz üstüne çökertilsin Türkiye. Ekmeğini yer amma vatanı sevmez zındık!

Beynim fırın bağrım tandır, yanarım hayli zamandır. Sevgim yavru ceylandır, çeker gider dosta doğru.

Kimsesiz bir ananın içindeki binlerce sızıdır şiir.

Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım.

Doğruluktan kaçan zat, menfaati seçen zat, haram yiyip içen zat, murdar olsa da aynı, serdar olsa da aynı…

Günbegün artarken ülkenin borcu, meclise dayandı soygunun ucu. Mazlumlar yalarken çıplak avucu, zalimler enseye çöktü bu sene.

Rüşvet vermek, rüşvet almak nasıl şey, hazineden para çalmak nasıl şey, terlemeden zengin olmak nasıl şey, biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

Bir ateş yakılır, sönmez bir daha, bu bayrak gönderden inmez bir daha. İlkbahar hazana dönmez bir daha, mevla yâd ellere yoldurmaz bizi…

Gidene küfür eyler, gelene şakşak. Alçağı alkışlayan, alçaklardan da alçak. Bir alçağın üstünde bir alçak yükselir mi? Alttaki öküze bak; üstteki boynuza bak.

Aşk temiz, kin rezil, iman büyüktür. Ölüm hak, Cihad farz, korku bir yüktür.

Kasap önce deriyi, sonra eti soyuyor. Hırsız ya pantolonu, ya ceketi soyuyor. İri iri adamlar çıktılar yukarıya her biri bir taraftan memleketi soyuyor.

Temiz doğdum, kirli öldüm, bilesin.

Nerede isyan varsa orada ben varım. İsyandan anlamam, sebebini anlarım. İnsanlara insanca muamele yoksa düşmanım, yakılıyorsa bende yanarım.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz