Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /var/www/vhosts/sevgimesajlarim.com/httpdocs/wp-includes/script-loader.php on line 2652

Mehmet Deveci Sözleri

Mehmet Deveci Sözleri

Mehmet Deveci Sözleri, Mehmet Deveci’nin Sözleri, Mehmet Deveci Sözleri Tumblr, Mehmet Deveci Dua Sözleri, Mehmet Deveci Cuma Sözleri, Mehmet Deveci Dostluk Sözleri, Mehmet Deveci Onsuz Olmaz Sözleri, Mehmet Deveci Resimli Sözleri

Mehmet Deveci’nin Sözleri

Kendine bir iyilik yap ve namaza başla! Yaren olsun sana, can olsun, dost olsun en ıssızlığına. Seni Adem kılsın.

Dünyayı sırtından indirince daha hızlı koşarsın; bak kuşlara.

Havanın soğuğu üşütür de, insanın soğuğu incitir.

Ben içimden koşup yorulunca sana geliyorum.

Şifalı cümleler kur bana; zarif sessizliklerle süsle.

Fazla ve kalabalık ne varsa bir kenara çekiliyor.

Aynı kitabı okuyanlar, bir gün bir duyguda mutlaka buluşurlar.

Birlikte konuşabileceğin bir yığın insan varken etrafında, beraber gönül inşirahı ile susabileceğin insan sayısı oldukça azdır. Bu yüzden susmak; sade, zarif ve azdır.

O’nun adıyla olsun her şey, O’nun adıyla atalım adımlarımızı ağaran güne, O’nun adıyla başlayalım; zamana, sabaha, imtihana Bismillah olsun ilk kelam.

Okuduğun bazı kitaplar seni dinler, seninle konuşur, sana cevap verir,  gözyaşlarını siler, yol gösterir ve seninle birlikte susar.

Kudüs sevdasını, ağrısını mahşere bırakmayın! Yaşıyorken, hayattayken sevin Kudüs’ü, özleyin, dua edin.

Dost, en hesapsız zamanlarda hiç çekinmeden yüreğine, kalk ben geldim deyip girebilendir.

Geceyi seviyorum. Fazla ve kalabalık olan ne varsa bir kenara çekiliyor sanki.

Kapatıyoruz dükkânı; dışarıda bir tabela; “Yâre gittim dönemem.”

Bizler dünyanın içindeyiz ama içimizde dünyalar var

Ha bak! Bizim çocukların adı da belli oldu aslında. Oğlan olursa Kudüs, kız olursa Filistin.

Rabbinin yazısına teslim ol. Bazen kazanmak da bir imtihandır. Bazen kaybetmek de güzeldir

Kızgınlıklar zamanla yerini kırılmaya bırakıyor. Kırılmalar zamanla yerini susmaya, susmalar alışmaya, alışmalar ise yerini hiçbir şeye bırakmıyor. O, yeni bir yaşam şekli olarak kalıyor ömründe. Kırılmış ve bunu artık kabullenmiş biri olarak dönüp duruyorsun kendi içinde.

Ayakta iyileşmek zorundasın. Devam ederken iyileşmek zorundasın, işinle gücünle, aşınla telaşınla uğraşarak iyileşmek zorundasın. Hiçbir şeyim yok diyerek iyileşmek zorundasın. Unutarak iyileşmek zorundasın. Durunca ağrır.

İnsanın yüreğine usulca dokunan şeyler vardır. Bunlar ne gözle görülür ne de elle tutulan şeylerdir. Sadece yürekten hissedilen şeylerdir.

Okuduğum onca kitap ve konuştuğum birçok kelime bana, susmanın en büyük ilaç olduğunu öğretti.

Sığınacağın tek şey dua; o da olmasa içinin odalarında daralıp duracaksın.

Elimizde olmayan duygular kalbimizden gelir. Elimizden gelmeyen şeyler de kalbimizin sahibinden istenir.

Relaks dünya, kasma kendini! Sadece biraz kalıp gideceğiz.

Yani anlayacağınız, hayat kitabımızın sayfası bitince asıl hikâye yeni başlıyor.

Mazlumlar ağlamaya bile vakit bulamadan ölüyorlar. Küçücük çocukları kocaman mermilerle şehit ediliyor.

İnsanın ömründe bir Hira’sı mutlaka olmalı; bir de azık getiren Hatice’si.

Sevmek, mırıldanmaktır. Bağırırsan delilik olur.

Bazen de için için konuşmaktır susmak.

Aklımızda hoş bir melodi gibi kalan insanlar var. Uzak bir manzara gibi kalan buruk bir tat olarak kalan aklımızda kalan, oranın en güzel misafiri olan insanlar var.

Yorgunluk bir elbise üzerimizde ve hiç eskimiyor.

İyi kitaplar çok satılan değil; okuyunca hayata bakış açınızı değiştiren, hayatınıza anlam katan ve her iki dünyada da işinize yarayan kitaplardır.

Birlikte konuşabileceğin bir yığın insan varken etrafında, beraber gönül inşirahı ile susabileceğin insan sayısı oldukça azdır. Bu yüzden susmak; sade, zarif ve azdır

Mutluluk, huzur, tasa ve ölüm için oturup sevgimesajlarim.com bekleme kalk, bir şeyler yap.

Bir müminin duasında da anılmamışsan; var ağla, git ağla, hep ağla gönül.

Geçiyor be; sana yorgunluğu kalıyor belki ama geçip gidiyor her şey.

Sessizlik ağırdır, herkesle çekilmez.

Belki hayattaki birçok şey yordu beni; ben de tüm bu olanları hayra yordum.

İçimde daha kapağı açılmamış bir yığın düş var.

Bazen yaz rehaveti bazen de bahar dirilişi. Amaç her mevsim yeşil kalabilmektir oysa.

Geceyi seviyorum fazla ve kalabalık ne varsa bir kenara çekiliyor.

İnsan, dünya sahnesinde olduğunu unutup, bütün hikayeler mutlu sonla bitsin istiyor.

Nasılsa anlamıyor kimse kimseyi, uzun uzun susalım artık.

Bizi bize bırakma Allah’ım, ne olur ne olmaz.

Noktadan sonra bitmeyen yazılar, tamamdan sonra bitmeyen konuşmalar, “geçti artık” dedikten sonra geçmeyen acılar var.

Yazmak; düşlerde olanın, akılda kalanın yitip gitmesine kıyamamak belki de.

Biz biliriz ki; hüzün huzurun nazlı kapısıdır.

Bazen kazanmak da bir imtihandır.

Kelimeler bile içinizdekileri anlatmaktan acizken, insanların sizin ne dediğinizi anlamasını beklemeyin.

Kızgınlıklar zamanla yerini kırılmaya bırakıyor. Kırılmalar zamanla yerini susmaya, susmalar alışmaya, alışmalar ise yerini hiçbir şeye bırakmıyor. O, yeni bir yaşam şekli olarak kalıyor ömründe. Kırılmış ve bunu artık kabullenmiş biri olarak dönüp duruyorsun kendi içinde.

Gözlerin görmediği yerden söylüyorum: Bizi bağışla, bize acı, bizi yolundan ayırma.

Ben de böyleyim işte; kimsenin bakmadığı şeylere bakar. Kimsenin sevmediği şeyleri severim.

Aradığın kaybettiğin şey sensin. Sık yüreğini gözlerinden akıt kendini, avuç içlerine al ve yüzüne sür, sür, sür. İçine çek yeniden.

Hiç bir kelime ne tarif edebiliyor, ne de anlatmaya yetiyor içimizdekini. Elimizde olan tek ve en güçlü sığınağa; duaya döküyoruz içimizi.

Aradığın kaybettiğin şey sensin. Sık yüreğini gözlerinden akıt kendini, avuç içlerine al ve yüzüne sür, sür, sür. İçine çek yeniden değişik bir şeyler yap, çağın alabildiğine bozulmuşluğuna inat. Kendine bir iyilik yap; yüreğin sana geri gelsin.

Gözlerin görmediği yerden söylüyorum: Bizi bağışla, bize acı, bizi yolundan ayırma.

Hüzünlü bir şarkının son mısrası gibiyiz; ulaşılmayan, dinlenilmeyen, söylenilmeyen.

Susmak, gece gibidir bazen, en siyah renkleri bile örter.

Nereye yakışsam, oraya uzağım.

İçimdeki boşluk kaç harfliyse bir türlü dolmuyor.

Dostluk, yoklukta imtihan edilir.

İnsanın kendine ait olan tek şeyi yaralarıdır. Dizlerinin yarası, gönlünün yarası, ömrünün yarası…

İçe bağırmak yorar. Dışa bağırmak ise toplar. Biz, yorgunluğu seçtik.

Kin tutma; vefa tut, hatır tut, muhabbet tut.

Belirsizliğin seni allak bullak ettiği zaman dilimlerinde bazen bir âyet, bazen de bir türkü takılır yüreğine.

Vatan; Onun yedeği yok. Onun alternatifi yok. Öleceksek de, yaşayacaksak da bu, onun içinde olacak.

Güzel çıkalım diye, bakışlarımızı bile düzelttiğimiz bir poz kadar değer vermiyoruz yaşantımıza. Oysa en güzel resmi Allah Çeker.

İnsan susunca konuşmuyor sanılır. Oysa en şiddetli kelimeler, sükûtun içinde gizlidir.

İnsan çoğu şeyi unutmaz. Hele de o şey yarım kalmış bir şeyse asla unutmaz.

Hayatımdaki gürültü miktarı az da olsa o çok olan sessizliği yine de özlüyorum. Gürültüde yitip, sessizlikte kendimi yeniden buluyorum.

Okunmak istiyorum. Senin tarafından anlaşılmak istiyorum. Bunu istediğim kadar yanlış anlaşılmamak da istiyorum. Eğer bu mektup elindeyse, sana gönderebilmişsem beni oku. İçimi oku. Anlatılmamış yorgunluklarımı oku.

Sevdiğin şeyleri yap, en çok da yüreğine iyi bak onu iyi tanı, ona ne iyi geliyorsa onu yap.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /var/www/vhosts/sevgimesajlarim.com/httpdocs/wp-includes/script-loader.php on line 2652