Ahmet Telli Sözleri

Ahmet Telli Sözleri

Sayfa İçeriği: Ahmet Telli Sözleri, Ahmet Telli En Güzel Sözleri, Ahmet Telli’nin Sözleri Kısa, Ahmet Telli Kitap Sözleri, Ahmet Telli Şiir Sözleri, Ahmet Telli Resimli Sözleri, Ahmet Telli Sözleri Facebook, Ahmet Telli Anlamlı Sözleri

Ahmet Telli Sözleri

Ağrılardan yoruldum, gitmeliyim buralardan içimdeki buharlaşan cıvayı soluyorum artık yoruldum, gereklilik kipiyle yaşamaktan.

Burada yağmur yağıyor ama sen, şemsiyeni almadan gel yine de. Özletiyor bu çılgın sağanak seni, sırılsıklam özletiyor biliyor musun?

Her aşk bir ayrılık gizler, ayrılıklarsa bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde.

Ve senin yalnızlığın ancak dağlara sığabilir bir de türkülere.

İnsan yorulur bazen insan olmaktan.

Suyu dinlemek gerek, ateş zaten içimizde.

Sistemin kendine verdiği “sanatçı rozetini şeref madalyası gibi taşıyanlara, madalyaların çoktan işporta malı olduğunu haber verecek biri olmalı.

Beni artık kimseler aramasın, aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın.

Yanlış, daha baştan yanlış bir şiirdi bu, biliyorum. Ve belki ömrümüzün yakın geçmişi bu kadar doğruydu ancak, kimbilir. Kalbim unut bu şiiri.

Sen yüreğin kadar büyüksün unutma.

Olsun. Gene dene gene yenil.

Yaşandı mı o sıcak kış, yaşlandık mı? Aynalara bakmaya vakit bulamadık. Dönüp dönüp birbirimize bakmalardan, yaşandı mı o sımsıcak kış, ne dersin?

Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam karşılıksız bir mektup kadar burkuluyor kalbim.

Gidersen kim sular fesleğenleri, kuşlar nereye sığınır akşam olunca.

Hep denedin. Hep yenildin.

Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür, bir tufan olurum sustuğun her yerde.

Gidersen kar yağar avuçlarıma, üşürsün, bir ceylan sessizliği olur burada aşklar.

Çocukluğumun elinden tutan masalımdın benim, göğsüne yaslanıp gecelerce dinlediğim.

Kırılmanın sesini duydum ve onu getirdim sana, unutulmaya geldim işte onarılmaya değil.

Ayağı kayan bir çocuk kadar şaşkınım, bilemedim düz yolda yürümenin imlâsını. Kanayan dizlerime bakıp da ağlamayı öğrenemediğim gibi…

Hiçbir an’ını tanımlamaya kalkmadan, Kısacık ömürler biçiyoruz kendimize. Sonra yolculuklara çıkıyoruz, bir kentten ötekine giderken özlüyoruz bir başkasını.

Biz yürüyelim, kent güzelleşsin.

Meğer ne çok biriktirmişim, unutmam gereken şeyleri.

İnsana en çok şiir yakışıyor. Sonra yeryüzüne yağmur. Gökyüzüne mavi.

Sığındığım her yer adınla anılır. Ben girerim sokağı devriyeler basar. Bir de gülüşün eklenir kimliğime.

Karşılığı yok hiçbir acının her şey gölgesi kadar ağır sormuyorum artık sormuyorum hergün yeniden kodlanan umutlarla kirletiliyor dünya.

Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın.

Ve kent çıngıraklı bir yılan kadar zehirlidir artık sevgilin mahpusken üstelik kirli bir lekeye döner umutlar.

Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz, belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün.

Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa, bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem.

Yoruldum yoruldum yoruldum, gereklilik kipinde yaşamaktan.

Bu kenti ayrılıklar yıkacak bir gün biliyorum.

Biten bir aşk için söylenecek söz şu olmalı: “Güzeldi yine de.”

Büyük aşklar yolculuklarla başlar ve serüvenciler düşer bu yollara ancak

Her sayfası kederle kararan bir hüzün defterine döner günler. Ve her sabah ‘merhaba hüzün’ “merhaba yalnızlık diyerek başlarsın hayata. Ama hayat bağışlamayacaktır seni, unutma.

Yüreğim diyorum, kekeme, alıngan, serseri yüreğim sen nerden bilebilirsin bir şiirin nasıl yazıldığını.

Suya düşen bir karanfilse yüreğin, bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm vursun seni o taştan bu taşa o çağlayandan bu çağlayana.

Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç. Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı.

Saçlarındı diye düşünüyorum ömrümüzü çözdükçe savrulan rüzgârdı saçların ve ikide bir aklıma düşüyor aynı soru; -Aşkı bilmiyorsam nasıl değiştiririm kendimi, seni ve bütün dünyayı.

Bunca acıyı bunca aşkı nasıl da sığdırmışsın yüreğine, istersen al koy kendi ellerinle.. Fırtınaları da. Sen yüreğin kadar büyüksün unutma.

Büyülendim ama büyüyemedim. Aklım ermedi aynalara ve suya yüzümü gösterip kalbimi neden sakladıklarını öğrenemedim. Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada.

Hangi şehirde yoksan ben kayboluyorum orada.

Büyülendim ama büyüyemedim. Aklım ermedi aynalara ve suya. Yüzümü gösterip kalbimi neden, sakladıklarını öğrenemedim.

Gitmek. Bir hançeri inceltip, okyanusa daldırmak isteği ya da düşebilmek atlaslarındışına ki ey kalbim, yalnızsın bu yolculukta da.

Kapağı açılmayan kitaplar, unutulmuş aşklar gibidir.

Günler mi unutturdu bize sevinci yoksa aşındırdık mı kimi duyguları.

Söylenecek bütün sözler sevincin ve sevdanın savunulmasına dairdir. Ve şimdi onlar yaralarını saracak birilerini beklemektedirler.

Özlemek yanında olma isteğidir. Gülüşünü görmek birazda.

Hiç kimse bir aşkı onarmaya kalkmasın, kaybedilmeye değer en güzel anında bitirilmişse eğer.

Gün biter gülüşün kalır bende.

Bazen üşümek yanmaya eştir. Ahmet Telli sözleri sevgimesajlarim.com

Karanlığın karnında yitirdim sesimi. Kör bir kuyuda unutulan Yusuf’tum belki.

Sevda ile hasret varsa eğer, zulüm varsa mapusluk varsa, ayrılıklar yakıyorsa içimizi, gurbet mutlaka olacaktır.

İnsanın en görkemli yanı yaşamak ve susmak belki; İkisi de sevgiler kadar anlamlı.

Kadınların şarkı söylemesinden, onların şiir okuyuşundan, benim açılamadığım kadar denize açılmalarından hoşlanıyorum.

Şimdi beni uçurumdan atsan, düşene kadar aklımdaki tek şey; sırtıma değen ellerin olurdu.

Kavgadan uzak kalmışsan, sevdadan da uzaksın demektir.

Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük.

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir. Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü.

Burada yağmur yağıyor ama sen şemsiyeni almadan gel yine de. Özletiyor bu çılgın sağanak seni sırılsıklam özletiyor biliyor musun?

Ömrüm diyorum şimdi ömrüm. Üzgün bir çocuksun sen ve yalnız. Öyle kal çünkü bu dünyada, sana en çok mutsuzluk yakışıyor.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz