Akilah Azra Kohen Sözleri

Akilah Azra Kohen Sözleri

Sayfa İçeriği: Akilah Azra Kohen Sözleri, Akilah Azra Kohen Özlü Sözleri, Akilah Azra Kohen Kısa Sözleri, Akilah Azra Kohen En Güzel Sözleri, Akilah Azra Kohen En Çok Beğenilen Sözleri, Akilah Azra Kohen En Çok Paylaşılan Sözleri

Akilah Azra Kohen Sözleri

Eğitmediğimiz, hor gördüğümüz herkes bir gün karşımıza çıkacak, üstelik ellerinde silahlarla!

Önce insan olacaksın, sonra Müslüman ya da Hristiyan ya da Yahudi…Tüm bu dinler, insana insanlığı öğretebilmek için sunulmuşlardır. Sen insan olmayı başarabilmek için doğduğunu anlamadıysan, hangi dine inandığının hiçbir anlamı yok.

İnsanı düşündürmek, öldürmekten daha zordu.

Babam derdi ki, bu kadar iyi olma. Sen bu kadar iyisin diye evrenin bir yerinde birileri o kadar kötü

Uzaktan bizi büyüleyen şeyler, yaklaştıkça sihirlerini kaybederlerdi.

Dışarıdan delilik olarak görülebilen şeyler, içine girildiğinde hak verilen durumlar haline gelebiliyordu bu hayatta. Sadece bakış açınızı değiştirmeniz yeterliydi.

Bu insanların tuhaf bir özelliği vardı ki aralarından bazıları hissetmedikleri duyguları yansıtmanın sanki ustası olmuştu.

Sahte olan her şeyden uzak dur, özellikle de insansılardan. Seni birilerine dönüştürmelerine izin verme!

Hayatta en çok vakit geçirdiğin beş kişinin karışımına dönüşürsün.

Şekilcilikle kamufle olur kötülük. Sakalı uzatır, takkeyi kafaya geçirir, kamuflaj tamamdır. Halbuki inanmak, inandığını anlamak, anladığını uygulamak ne takkeyle ne sakalla alakalıdır. Zaten anlayanın o takkeye de sakala da ihtiyacı kalmaz çünkü Yaradan asla şekilci değildir, şekilci olan şeytandır.

Bırak ben derslerimi kendim alayım. Bana dost ol, öğretmen değil.

Bilmeyenlerin arasında bilen olmak en büyük lanetti. Dinlemeyenlerin arasında duyan olmak ise felaketti.

Evren merakla harekete geçer, düşünceyle genişler, korkuyla küçülür, analizle büyür, yargıyla son bulur. Merak ettiğin her şey senin kim olacağına yön verir.

Yanlışları değiştirmek istiyorsan topa tüfeğe gerek yok, en büyük silah ilimdir, en iyi yöntemse eğitim. Çok şükür ki insan öğrenen bir varlık.

Kulağına fısıldadı yıllar önceki aynı kelimeleri: ”Hayat sadece bir an. Ya efendisi olursun ya da kölesi.”

Güç ve kuvvet, sadece Yüce ve Ulu olan Allah’ın yardımından gelir.

Hayat ne tuhaftı. Hep en korktuğumuz şeyleri karşımıza çıkarır, sonra suratımıza yapıştırırdı.

Sevgide buluşabilenler konuşmadan anlaşırlardı.

Önyargı düşüncenin en büyük hastalığıdır.

Bizi gömdüler ama tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.

İnsanları hayatından hata yaptıkları için değil, umudun kalmadığı için çıkarırsın.

Kimsin sen? Kim olmaya karar verdin? Kendini seçtin mi? Yoksa başkalarının seçimlerinden mi etkilendin? Unutma, sen sadece olmaya karar verdiğin kişisin.

En büyük devrim her şeye rağmen yaşamaktı. Gülmek ise her karanlığa şafaktı.

Dön git diye fısıldıyordu kalbi ve dur kendini koru, ancak kendini koruduğun kadar var olabilirsin diye kükrüyordu zihni.

Hayat paylaşmayı bilmediğimiz için savaşa dönmüştü, halbuki paylaşmak için birlikteydik savaşmak için değil.

Hayat harekete geçen herkesi varması gereken yere götürür.

Takipçisiniz, keşifçi değil. Keşifçi olup kendi yolunuzu açmanın, vagon olmamanın tek bir yolu var. Öğrenmek, gelişmek, yol olmak.

Gideceğin yer neresi olursa olsun, kendine dürüst olduğun sürece seni sana yaklaştıracaktır, tereddüt etme.

Gittiğiniz yol istediğiniz yere varmıyorsa çok yorulursunuz.

Gülümsemek devrimin en temel hareketiydi.

Eğitimin amacı artık insan yetiştirmek değil, düzene insan yetiştirmek.

Kendini hatırlayan biri kimseye kapılmazdı.

Yapılan hatalardan ders alındığı sürece her hata hayatın bir hediyesidir.

Aşk, eğer gerçekse, engellenemezdi.

Birini susturmanın en kısa yolu onu utandırmaktır.

Hayatı başkasından dinlemek yerine herkes kendisi keşfetmeliydi.

Hemen verilebilen akıllı cevaplar sizin zekanızı gösterirdi.

Yanlarında saçmalasak da gerçeğimizi her daim görebilenler değil miydi gerçek dostlarımız?

Hayatın getirdiklerinin kıymeti neden ancak kaybedince bilinirdi?

Kadınlar hayata katılınca yaşam tohumlanır, kurak araziler ormanlara, kültürler mirasa dönüşürdü.

Güç neydi? Etrafına saldığın korku mu? Etrafında uyandırdığın saygı mı?

Düşünmeden hareket etmemesi gerektiğinin dersini yıllardır alıyordu ama bir türlü öğrenemiyordu.

Bir hayvanı yere vura vura öldürerek para kazanan bu avcıların kutup ayıları tarafından aynı özenle parçalanması izlediği en huzur verici şeydi.

Gerçeği bilemezsiniz, çünkü neyi bilip bilmeyeceğinize gerçekler değil, birileri karar veriyor. Tarihi yazanlar sizin geçmişinizi bile istedikleri gibi yazıyorlar.

Anda olmak için geçmişin yükünden geleceğin endişesinden sıyrılmak gerekir.

Kendimizden başka bir canın iyiliği için hayata yalvardığımızda doğuyordu insanlığımız. Belki de bu yüzden habire doğuruyorduk, kendimizden başkasını sevebilme kabiliyeti geliştirebilelim diye…

Hayatında gördüğü en güzel gözler değildi belki bunlar ama en gerçek gözlerdi.

Uygarlıklar, en yukarıdaki en aşağıdakini unuttuğunda çöküyor.

Hayat bir savaş. Kendin olabilme, kendini bulabilme savaşı!

Para söz konusu olunca zihne tohum ekmek ne kolaydı. Karakteri zayıf insanların paraya daima bir zaafı vardı.

İnsan, bedeninin dışına çıkıp kendine bakabilmeliydi.

Yetersizlik hissi insana tuhaf şeyler yaptıran hatta tuhaf şeyleri ihtiyaç olarak algılatabilen bir histi. Çoğu insan aslında özlemini çektiği şeyin zenginliğindeymiş gibi davranıyordu.

Babam derdi ki, bu kadar iyi olma. Sen bu kadar iyisin diye evrenin bir yerinde birileri o kadar kötü olmak zorunda kalıyor.

Kapasiten arttıkça, her şeyin gelişir, çünkü yönetilen değil üreten olursun. Üreteni yönetemezler.

Kişi kendi ağırlığını, asla başkasına bırakmadığı için kişiydi, bırakırsa kişiliksizdi.

Bileceksin ki kendi yolunu açabilesin, sana bir şeyler anlatanların doğrularına yapışıp asılıp onların yolundan gitmeyesin.

Öyle iradesizsiniz ki bir erkek bir kadını istediği anda alamaz ama bir kadın bir erkeği istiyorsa onu istediği anda alabilir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz