Ali Ural Sözleri

Ali Ural Sözleri

Sayfa İçeriği: Ali Ural Sözleri, A. Ali Ural Anlamlı Sözleri, A. Ali Ural’ın En Beğenilen Sözleri, A. Ali Ural Kitap Sözleri Kısa, Ali Ural’ın Söylemiş Olduğu Güzel Sözler Kısa, Ali Ural Sözleri Resimli, Ali Ural Sözleri Facebook

Ali Ural Sözleri

Çocuklar her şeyi anlatırlar, büyüklerse susar; ağızları yanmıştır hayattan.

Palyaço elbisesi giydiğimiz sürece, birileri bize “başka numaran var mı?” diye soracaktır.

Nereden mi çıktı “Yalan.” Nereye girmedi ki!

Sakın adımı sevgilimin yanına götürmeyin! Çünkü onun bulunduğu yerde benim anılmam manasız olur.

Birbirlerini sevenler, birbirlerine duydukları sevgi nispetinde diğerinin iyiliğini isterler. İyi de sevgili Aristo, insanlar birbirlerini niçin severler?

Sakın adımı sevgilimin yanına götürmeyin! Çünkü onun bulunduğu yerde benim anılmam manasız olur.

Aklımızın ardından gidelim. İnsanların takdiri de canı isterse arkamızdan gelsin.

Yazın buharlaşmayacak, kışın donmayacak, sonbaharda yapraklarını dökmeyecek, yani hep aynı kalacak, ya da artacak sevgi. Altını görünce gümüşten, gümüşü görünce bakırdan vazgeçmeyecek.

Hakikatte bir şafak diye baktığın şey, bir yangındır.

Bana hatırlama sanatını değil, unutma sanatını öğret. Çünkü ben hatırlamak istediklerimi hatırlıyor, unutmak istediklerimi unutamıyorum.

Nasıl oluyor da, insanı mutlu eden bir şey, aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı oluyor!

Söylemediğim sözleri daima söyleyebilirim; fakat söylediklerimi gizlemeye gücüm yetmez.

Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. Belki de bütün zamanlar böyleydi.

Gözüyle herkes görür sen yüreğinle görmeye çalış.

İnsan ne tuhaftı. Kâh Musa oluyordu kâh Firavun. Kâh bahar oluyordu kâh kara kış. Kâh damla oluyordu kâh deniz. Kâh bülbül oluyordu kâh dilsiz.

Başımı alıp gitmek istiyorum cümlesi kim bilir hayatımızın kaç kilidini kurcalamış.

Müslüman olmak, son nefese kadar küfre karşı durmak demekti.

Sevmek bir sabır sanatıdır.

Gün bir babanın evinden çıkmasıyla evine dönmesi arasında geçen zamandır. Ve bir gün eve dönmez baba. Gün dönmez.

Uyumanın en güzel tarafı uyanmak…

Yollar hep yılana benzetilir değil mi? Evet Neden? Kıvrıldıkları için mi Hayır. Ayrılık zehirleyebilir insanı.

Hâlbuki ne kadar uzak insan insana… Kimi zaman konuşarak inşa ediliyor köprü, kimi zaman susarak.

Picasso’ya yaptığı tabloların gerçeği yansıtmadığı söylendiğinde şu cevabı vermiş: Zaten gördüğümüz hiçbir şey gerçekte olduğu gibi değildir ki!

İnsan en zor kendini resmedebilir, en zor kendini görebilir çünkü.

Yüzümüzdeki tebessüm, hangi sevincin gecikmesi acaba?

Uykularını soyunup tutkularını giyinen beli fişekli adamlar birbirlerine “Rastgele” diyorlardı alacakaranlıkta.

Tahteravalliye tek başına binen aşağıda durmayı hak eder.

Analarının hür olarak doğurduğu çocukları ne zaman köleleştirdiniz!

Devlet adamları adlarını veriyorlardı caddelere, okullara, stadyumlara… Krallar taçlarını ve tahtlarını bağışlıyorlardı. Kısacası kimin yolu dünyaya düşmüşse, giderken unutulmak istemiyordu.

Yedi çift ayakkabım var ve nereye gideceğimi bilmiyorum.

İnsan yoktu ve sınır yoktu. İnsan geldi ve elindeki tebeşirle sınırlar çizmeye başladı.

Yitirilen şeyler, istenilen şeylerden çoğu kez daha değerli.

Hayat aslında kocaman bir tebessüm; Görebilmek, bilebilmek, hissedebilmek, kavrayabilmek gerek, sadece.

Boyamayı ne çok seviyoruz. Boyuyor, ama renk vermiyoruz. İşin rengi değişiyor ama biz değişmiyoruz. Renkten renge giriyor, ama renk körlüğü yaşıyoruz. Her ne kadar renkli simalar varsa da aramızda renk katmıyorlar hayatımıza.

Bazı kuyuların suyu içilmez, acıdır. Bazı kuyular derindir, görünmez suyu. Bazı kuyular kördür, göremezler. Benim kuyum, sevgili dostum öyle derindir ki, içine taş attığın zaman suyun sesini duyamazsın. Bağırsan sesin geri gelmez. Bakracı sarkıtsan ip yetmez.

Yalnızlığın bana yakıştığını söylüyorlar. İyi duruyormuş üzerimde.

İnsan olmak hiç kolay değil. Küçük âlemi bedeninde, büyük âlemi ruhunda taşımak. Çocukluğu bahar, gençliği yaz, olgunluğu sonbahar, ihtiyarlığı kış.

Cahiller bilmezler yarımın bütünden çok olduğunu.

Şereften kaç ki şeref seni takip etsin; ölümü arzu et ki sana hayat verilsin!

Bir kelime olmasaydı, hiçbir kelime olmayacaktı. Bir kelimeyi anlayabilsek, bütün kelimeleri anlayabilecektik. Bir kelimeye ihtiyacımız var!

Güneşi olmayanın gölgesi de yoktur.

Mazlumların seslerini yalıtmak için, ahşap pencerelerimizi plastik pencerelerle değiştirdik.

Eksik bilgi bizi yanlış adrese götürür.

Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar, elini bulabilirdim onların içinden.

Hayır, yollarda yürümek olmaz. Bir yolun bizi nereye götüreceğini asla bilemeyiz. Haritalarda görünmeyen bir şeydir bu. Ne çiçekleri gösterir haritalar ne uçurumları.

İyi bir insan olmayı özlediniz demek, neden olmasın!

Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz.

Kararma yağmayacaksan, kürek çekme mahkumu olmayacaksan, sorma, tahammülün yoksa cevaba. Saati kurma, durduracaksan!

Geçen sabah senin üzüntülü olduğunu söylediler. Dokunsalar ağlayacakmışsın. Dokunmamışlar, yine de ağlamışsın.

Yüz ölçümü bilinmeyen bir ülke olarak kal.

Bilim adamları ruhun ağırlığının 21 gram olup olmadığını tartışa dursunlar, suçun ağırlığı gitgide hafifliyor. Ne kadar çok suç ve ne kadar çok hafifletici sebep var.

Bugün bir iyilik yap kendine. Kendine dokun.

Sözünü iyi söyle ! Aklın süsü dil, dilin süsü söz, insanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü diliyle söyler; sözü iyi olursa yüzü parlar.”

Hiçbir şey neşesini kaçırmamalı insanın. Üzüntülerinden eğlence yaratabilmeli kendine.

Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu ve biliyorum bugünlerde çok üşüyorsunuz. İstanbul kardan atkılarını boynunuza sarmak üzere…

Büyüyünce doktor olmak isteyen çocuklar, büyüyünce cellat oldular. Mirasları için anne ve babalarını, kalpleri için sevgililerini, ilkeleri için kendilerini öldürdüler.

Sevinçler ne de küçük ölüyorlar. Halbuki büyük doğmuşlardı. Tebessüm daha yayılmadan dudağa kuruyor.

Siz yaldızlı sözler istiyordunuz! Ben size Allah’ın kitabını okuyunca çekip gittiniz!

Tanrım kötülere yardım et! İyilere zaten yardım etmişsin; iyi yaratmışsın onları.

Bir insanın erdemi, tehlike saatinde belli olur.

Nasıl yaşamam gerektiğini anlamaya başladığımda, nasıl ölmekte olduğumu gördüm.

Geciktin. Artık enkaz altından ses duyamazsın.

İncinseniz de, incitmeyin. İnsan dilinin arkasında gizlidir, dil mızraktan daha derin yaralar.

Selâm verdim rüşvet değildir deyü almadılar.

Çok şey bilipte susmanın ağırlığını taşır sözcükler.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz