Web sitemize hoşgeldiniz, 12 Kasım 2025
Anasayfa » Ünlü Sözleri » Emil Michel Cioran Sözleri

Emil Michel Cioran Sözleri

Emil Michel Cioran Sözleri

Emil Michel Cioran (8 Nisan 1911 – 20 Haziran 1995), Romanya doğumlu, sonradan Fransız vatandaşlığına geçen bir filozoftur. Varoluşçuluk, nihilizm ve pesimizm ekseninde yazdığı eserlerle tanınır. Düşünce dünyasında karamsarlığın ve insanın içsel trajedisinin önemli bir temsilcisidir. Yazılarında umut yerine boşluğu, kesinlik yerine belirsizliği öne çıkarır.

Cioran, yaşamı boyunca ne bir akademik kariyer peşinde koşmuş ne de bir felsefi sistem inşa etmeye çalışmıştır. Onun için düşünmek, varoluşun ağırlığını taşımakla eşdeğerdi. Bu yüzden birçok kişi onu “çağın peygamberi” ya da “karamsarlığın filozofu” olarak niteler.

Emil Michel Cioran Sözleri Özlü

– Zihin, kalbin mezarlığıdır.

– Bilinç, en korkunç lanettir.

– Hiçlik, tek gerçek sığınaktır.

– Ruh, bedenin aczini gizleyemez.

– Düşünmek, kendini reddetmektir.

– Çürüme, her şeyin doğal hâlidir.

– Gerçek, sadece acıyla ortaya çıkar.

– Cehennem, bir umut taşımaktır hâlâ.

– Batı mı? Yarını olmayan bir mümkün.

– Sessizlik, hakikatin mezar taşıdır.

– Düşüncelerimle kendimi zehirliyorum.

– Düşler, gerçeğin ağladığı yerlerdir.

– Var olmak, sürekli bir baş ağrısıdır.

– Her kitap, ertelenmiş bir intihardır.

– Kimi zaman nefes almak bile ihanettir.

– Sessizlik, düşüncenin nihai biçimidir.

– Uykusuzluk, zihnin merhametsiz ayinidir.

– Geçmiş, pişmanlığın şekil almış halidir.

– Umutsuzluk, içtenlikle düşünmenin ödülüdür.

– Bilmek, bazen katlanmaktan daha zalimcedir.

– Sonsuzluğu arayan, kendi zamanını kaybeder.

– Yalnızlıkta herkes, en çok kendinden kaçar.

– Acı çekmek, düşünmenin kaçınılmaz bedelidir.

– Ne zaman umutlansam, içimde bir şeyler ölür.

– Yorgunluk, varoluşun içimize çökmüş hâlidir.

– Ne kadar çok bilirsen, o kadar az inanırsın.

– Hayat, anlamsızlığın sabırlı bir deneyimidir.

– Hayatta kalmak, ruhun intiharını ertelemektir.

– Yaşam, beklenmedik bir hatanın sürekliliğidir.

– İktidarı arzulamak, insanın en büyük lanetidir.

– Hayal kırıklığı, bilgiyle beslenen bir duygudur.

– İnsan, kendi iç sesini susturamayan bir felakettir.

– Kendine yabancı olmak, bilinçli yaşamın başlangıcıdır.

– Doğmak, hiçbir zaman talep etmediğimiz bir trajedidir.

– Delilik, gerçekliğe fazla yaklaşmanın başka bir adıdır.

– Kurtuluş yoktur; yalnızca gecikmiş fark edişler vardır.

– Tüm delillere göre, hiçbir şey yapmamak için dünyadayız.

– Ağlamak, zamanın boğucu yükünü anlık da olsa yıkamaktır.

– İntihar, hayatın reddi değil; ona karşı son dürüstlüktür.

– Kendi kendinin yabancısı olan, gerçeğe en yakın insandır.

– Kendimi teselli ettiğimde bile, yalan söylediğimi bilirim.

– Batı boş yere geçmişe lâyık bir can çekişme biçimi arıyor.

– Tüm yollar umutsuzluğa çıkar; bazıları sadece daha estetik.

– Modern olmak çaresizlik içinde şunun bunun ucundan tutmaktır.

– En büyük zalimler kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar.

– İnsan, kendini aşmak için değil, yok saymak için düşünmelidir.

– Suskunluk, sözlerin ulaşamadığı hakikatin yegâne dili olabilir.

– Yaptıklarından değil, yapamadıklarından pişmanlık duymalı insan.

– Var olmak bir talihsizliktir; bu dünyaya hiç gelmemek bir mucizedir.

– Bütün devrimler tiranlara karşı oldu ama hiçbiri tiranlığa karşı olmadı.

– Anlamış olmaktan ve hala hayatta kalmaktan daha yanlış bir durum yoktur.

– Nuh’ta geleceği görme yeteneği olsaydı, gemisini hiç şüphesiz batırırdı.

– Fransızlarla görüşe görüşe insan nazik bir şekilde mutsuz olmayı öğrenir.

– Tanrılar öldü; şimdi ise biz, ölümsüzleşmiş yorgunluklarımızla baş başayız.

– Ve gece yarısından sonra başlar tehlikeli hakikatlerin baş döndürücü sarhoşluğu!

– Gerçek yurtsever, ülkesindeki insanların büyük çoğunluğunun ölmesini isteyendir.

– İnsan bütün bildiklerine rağmen, bütün bildiklerine karşı her gün yeniden başlar.

– Yalnızlığımızı korumanın tek yolu, sevdiklerimizden başlayarak herkesi yaralamaktır.

– Yaşamın belli bir anlamı varsa, demek ki biz hepimiz dikiş tutturamamış insanlarız.[1]

– Napoleon Almanya’yı Marsilyalılarla işgal etmiş olsaydı, dünya çehresi bambaşka olurdu.

– Keşiflerimizin hemen hemen tümünü öfkelerimize, dengesizliğimizin azıtmasına borçluyuz.

– Her şeyi yıktıktan sonra kendini de yıkmayan bir kitap, bizi beyhude yere azdırmış olurdu.

– Başkalarının her kusuru bende de var, ama yine de onların yaptığı her şey bana tuhaf görünür.

– Dalgınlıkla veya acemilikle, kim insanlığı ilerleyişi içinde birazcık durdurursa onun velinimeti olur.

– Aşka, hırsa, topluma sırt çevirenlerden kendinizi sakınınız. Vazgeçmiş olmanın intikamını alacaklardır.

– Sadece, canım isteyince ölmek elimde olduğu için yaşıyorum: İntihar fikri olmasa, kendimi çoktan öldürmüş olurdum.

– Bir Tanrı’yı yakışıksızca seven kişi, başkalarını da onu sevmeye zorlar, buna razı olmazlarsa onları yok etmeye de hazırdır.

– Ne zaman inançlı birine rastlasam; ruhunun hangi kusuru, hangi deliliğidir ona bu inançları kazandıran? Diye sorarım kendime.

– Kurtuluşu gerçekten istiyorsak bizden kaynaklanmalı: Onu başka bir yerde, hazır bir sitemde ya da Doğulu bir öğretide aramamalı.

– Biz, hepimiz dinginliğin anahtarını yitirmiş, artık büyük acının sırlarından başka bir şeye yaramayan öfkelileriz, gözü dönmüşleriz.

– Ancak biriyle çok iyi anlaşabilirim: kendi başına düşebildiği kadar düşmüş, günlük yanılgılarına dönmeye ne arzusu ne de gücü kalmış biriyle.

– İnsanlar, can sıkıntısı ile acıyı birbiri ile karıştırıyorlar. Bu yüzden insanların çoğu acı çeker gibi görünüyor. Oysa ki acı, sadece seçilmiş özel insanların tekelinde kalacaktır.

– Yolum hangi büyük şehre düşse, orada her gün ayaklanmaların, katliamların, aşağılık bir kasaplığın, bir dünya sonu kargaşasının başlamıyor sevgimesajlarim.com olmasına hayran olurum(.) Aslında birbirilerinden nefret etmekte ama nefretlerinin bile hakkını verememektedirler. Bu vasatlık, bu güçsüzlük toplumu kurtarır, istikrarını teminat altına alır.

– Batı’yı seyreyleyin: bilgi, şerefsizlik ve uyuşuklukla dolup taşıyor. Haçlılar, şövalyeler, korsanlar meğer buna varmak içinmiş, bir görev yerine getirildiğinde kapılına alıklığa. Roma, lejyonlarını geri çektiğinde, tarihten ve alacakaranlık derslerinden habersizdi. Bizim durumumuz hiç öyle değil. Tepemize ne karanlık bir Mesih inecek!

– Almanlar ve İspanyollar kendilerini izah ederken bir kulak verin; kulağınızda hep aynı nakaratı çınlatacaklardır: trajik, trajik. Uğradıkları musibetleri veya duraklamalarını size anlatma tarzları, uç verme biçimleridir bu. Balkanlar’a doğru dönün; yerli yersiz şunu işitirsiniz: kader, kader. Kökenlerine çok yakın olan halkların, etkisiz hüzünlerini kamufle etme yolu. Mağara adamlarının ketumiyeti.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz