Ahmet Haşim Sözleri

Ahmet Haşim Sözleri

Sayfa İçeriği: Ahmet Haşim Sözleri, Ahmet Haşim’in Sözleri, Ahmet Haşim’in En Güzel Sözleri, Ahmet Haşim’in Kısa Sözleri, Ahmet Haşim’in Şiir Sözleri, Ahmet Haşim’in En Çok Beğenilen Sözleri, Ahmet Haşim Sözleri Resimli

Ünlü kişilerin söylediği sözler kategorimize bu yazımız da ünlü şairimiz olan Ahmet Haşim’in sözlerini ekliyoruz. Günümüzden çok önce (Doğum 1884 – Ölüm 1933 yılları) yaşamış bir şair olmasına karşın şiirleri, sözleri hala günümüzde çok sevilerek okunmaktadır. En çok beğenilen ve hemen hemen herkes tarafından bilinen “Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden” diye başlayan merdiven şiiridir.

Ahmet Haşim Sözleri

Fikir ayrılığından dolayı aşağılama, öteden beri bizde kullanılan aşınmış bir silahtır ki, onursuz bir miras olarak, aynı türden kalem sahipleri arasında kuşaktan kuşağa geçer.

Seyahat, hele deniz seyahati, ruhun bütün dertlerine devadır.

Güzel kelimesi sıklıkla yalan söyleyenlerin en sevdiği kelimedir.

Şiir bir hikaye değil, sessiz bir şarkıdır.

Aklın en iyi çalıştığı zamanlar bedenin işi bitmiştir neredeyse yürüyecek hali yoktur.

Gün doğduğu zaman neşe ve umut da ortaya çıkar.

Sen sevmeyi bilmedin ki ölmeyi bilesin. Çünkü sevmeyi bilmeyenler ölmeyi de bilemez.

Aşk değişmeyince ölür.

Tüm acıların geceleri çare bulduğu bilinmektedir.

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak.

İhtiyarları açlık, gençleri aşk ölüme sürüklüyor.

Bir hayat o kadar uzundur ki bu yüzden bir hayatı kitaba sığdırmak imkânsızdır.

Sıhhatin fahiş derecede pahalı olduğu bir asırda, ucuz bir neşeyi neden fazla görmeli?

En eski edebiyattan en yenisine kadar, her dilde, şiirin konusu eş değil, sevgilidir.

Kadınlar için gerçek çekiciliğin ezeli ilkesi , bize göre , daima şundan ibaret kalacaktır: “Çok konuşmamak ve yılışmamak.”

Savaş ve zafer, kolay bir iş değildir.

Kalbim senindir hep senin, kır sevgilim, ez sevgilim; hep böyledir zevkim benim.

Gece büyük ve siyah bir yapraktır.

Geminin keşfine kadar deniz, düşman bir unsurdu.

Yabancı memleketlerde seyahat eden adam, üzerinde aynı ehemmiyette üç şey taşır: canı, kesesi ve pasaportu.

Bir baca üstündeki ufka çizilen bir leylek şekli, hayal dünyasına neler hatırlatmaz.

Hiçbir şey dil kadar bir ağaca benzer değildir.

Bütün canlı yaratıklarla karşılaştığında insanın üstünlüğünü yapan, kabiliyetlerin çeşitliliğidir.

Sevmeyi bilmeyen ölmeyi bilmez; savaş sevginin tamamlayıcısıdır.

Gecenin siyah yaprağına gümüş gibi parlak bir çiy düşmüştü. Çiy gibi titredi, ay gecenin üzerinde.

Trenin anlatılmaz can sıkıntısını gidermek için kitabın büyülü nesrini mi okumalı, yoksa şu pencerelerin dışında bin bir renkle kaynaşan fakat bir türlü değişmesini bilmeyen hayatın dümdüz şeridini mi seyretmekte devam etmeli?

Neşeye hâkim değildik, kederi kendimizden uzaklaştıracak hiçbir kuvvetimiz yoktu.

Evliliği aşkın devamı zannetmiş nice safdil çiftler, üç ay geçmeden dudaklarda ateşin söndüğünü görmüşler ve bulmaktan hayret etmişlerdir. Aşk değişmeyince ölür.

Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz.

Bir filozofa göre milletleri birbirine düşman yapan yegane kuvvet tarihtir.

Bir doğru varsa yerde, o sensin, tek sen.

Namus insanların yaşadığı çevreye göre değişen kararsız bir olgudur. Bu yüzden kimin namuslu kimin namussuz olduğunu çözmek zordur.

Çingene, insanın tabiata en yakın kalan güzel bir cinsidir.

Ölüm canları gece alır, acılar gece çözülür, kaza ve kader gece işini görmeğe koyulur.

Birbiriyle evlenmemesi gerekenler varsa, onlarda yalnız sevişenlerdir.

Boyalar olmasa bilmem ki göz nasıl boyanırdı?

Burnu tıkalı bir insan, bir kör ve bir sağırdan ziyade hayatın güzel bahçesi ortasına atılmış bir bedbaht ve bir sersemdir.

Boş vaktim oldukça sinemaya giderim. Yumuşak bir karanlığa gömülmüş, makinenin hışırtısını dinleyerek cismimin değil, ruhumun bir çetin yol üzerinde mola verdiğini hissederim.

Aşk sürekli değil, sürekli olan evliliktir.

Günümüzde aşık olan sevdiğinden karşılık göremeyen kişidir.

Aşk her gün aynı devam ederse bir gün değiştirilmesi gerekir.

Nasıl ki yaşlılık ölüme götürüyorsa aşkta yaşlılık gibidir esir aldığı bedeni ölüme götürür.

Tüm geceler içerisinde korkuyu saklar ve geceler korkuların vaktidir. Göz karanlıkta olup bitenleri seçemez ve güzel görünen şeyleri bile düşman gibi görmeye başlar.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz