George Orwell Sözleri

George Orwell, 20. yüzyılın en etkili yazarlarından biri olarak anılır. Gerçek adı Eric Arthur Blair olan Orwell, İngiltere’nin Hindistan’daki sömürge yönetimi altında doğmuş, hayatı boyunca adaletsizliklere karşı duyarlılığıyla öne çıkmıştır.
Totaliter rejimlere duyduğu öfke, hem yazılarında hem de yaşam tarzında kendini göstermiştir. En bilinen eserleri 1984 ve Hayvan Çiftliği, yalnızca edebi başarılar değil, aynı zamanda politik uyarılar olarak da değerlendirilir. Orwell’in kalemi, yalın dili ve keskin gözlemleriyle, ideolojilerin ardındaki çürümüşlüğü ortaya çıkarmaya odaklanır.
George Orwell Sözleri Kısa
– Büyük Birader seni izliyor.
– Korku, insanı itaate zorlar.
– Napoleon her zaman haklıdır.
– Hiçbir hayvan alkol içmemelidir.
– En etkili yalan, yarı gerçektir.
– Bilgisizlik, köleliğin temelidir.
– Gerçek, kimin söylediğine bağlıdır.
– İtaat, özgürlükten daha güvenlidir.
– Hiçbir hayvan yatakta yatmamalıdır.
– Hep söylerim, asla içinde tutmayacaksın.
– Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülemez.
– Anıların bile partinin iznine ihtiyacı var.
– Yoksulluğun en kötü yanı, görünmez olmaktır.
– Ellisine gelen herkes hak ettiğini bulacaktır.
– Özgürlük, iki kere iki dört eder diyebilmektir.
– Sefalet, insanı düşünceden yavaşça uzaklaştırır.
– Düşünce dili çürütürse, dil de düşünceyi çürütebilir.
– En iyi kitaplar bize bilmediklerimizi söyleyenlerdir.
– Belki de insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu.
– Deli dedikleri şey, tek kişilik bir azınlıktı belki de.
– Yoksulun sesi kısıktır, çünkü onu kimse duymak istemez.
– Savaş barıştır. Özgürlük köleliktir. Bilgisizlik güçtür.
– Yazarın meselesi yaşadığı çağ tarafından belirlenecektir.
– İnsan, cebinde para yokken dünyaya ait olmadığını hisseder.
– Paranın yokluğu, insanın kişiliğini örseleyen bir gölgedir.
– İnsan, içindeki ruhla değil, dışındaki yüzle cezalandırılır.
– Atıp tutmak kolay. Bendeki dertler sende olaydı görürdüm seni.
– Gerçek hayatta aç kalmak, kitaplardaki gibi asil bir şey değildir.
– Düşünmek, düşünmek, bir saniyecik bile kalmış olsa düşünmek tek umuttur.
– Hayvanlar bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyordu, ama adını koyamıyorlardı.
– Bugünlerde her şey birinci kalite; hatta Hitlerin sizin için ayırdığı kurşunlar da.
– Bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa; gerçeği söyleyenlerden o kadar nefret eder.
– Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık bilinçsizliktir.
– Zekilik kadar aptallık da gerekliydi. Ama aptalca davranmak da zekice davranmak kadar zordu.
– İnsanlar ancak yaşamın amacının mutluluk olmadığını düşünmeye başladığında mutluluğa ulaşabilir.
– Sahtekârlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.
– Bilinçleninceye dek başkaldıramayacaklar, başkaldırmazlarsa da hiçbir zaman bilinçlenemeyecekler.
– Modern savaşın ana amacı genel yaşam düzeyini yükseltmeksizin, makinelerin ürettiklerini tüketmektir.
– Geçmişi denetleyen, diyordu Parti sloganı, geleceği de denetler; şu anı denetleyen geçmişi de denetler.
– Hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir.
– Özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir. Eğer buna izin verilirse gerisi kendiliğinden gelir.
– İktidarın tadını alanların önemli bir kısmı, bu konumu kaybetmemek için deri değiştiren yılanlar gibi her gün başka kimliklere bürünürler.
– Birçok insan hayatından makul ölçüde keyif alır ama bakiyeye baktığınızda hayat acıdır. Yalnızca çok genç ve ahmak olanlar bunun aksini düşünür.
– Yalnızlık ve güven neredeyse, bedenin yorgunluğu, koltuğun yumuşaklığı, pencereden giren hafif rüzgarın yanaklarında gezinişi kadar somut duygulardı.
– Düşünce özgürlüğünden yana olduklarını ilan edenler bile kovuşturmaya uğrayanlar onların hasımları olduğunda genellikle bu iddialarından vazgeçiveriyorlar.
– Bir ortodoksluğun yerine başka birinin geçirilmesi sevgimesajlarim.com ille de bir gelişme değildir. Düşman, gramofon zihniyetidir, o anda çalınan plağı kişinin beğenip beğenmemesi fark etmez.
– 1936 yılından beri yazdığım tüm ciddi çalışmaların her satırı doğrudan ya da dolaylı olarak totalitarizme karşı ve benim anladığım anlamda demokratik sosyalizmden yana olmuştur.
– Güç araç değil, amaçtır. İnsan devrimi korumak için diktatörlük kurmaz, diktatörlük kurmak için devrim yapar. Eziyetin amacı eziyettir. İşkencenin amacı işkencedir. Gücün amacı güçtür.
– Düşünen hemen her insanın bir şekilde isyankâr ve genellikle de oldukça sorumsuz bir isyankâr olduğu uzun bir dönem yaşandı. … Yeryüzünde bir cennet yaratmaya çalışmış olmamız nedeniyle şimdi bir kabus içinde yaşıyoruz.
– Artık saf aşk ya da tutku söz konusu değildi. Hiçbir duygu saf olamıyordu, çünkü her şeye korku ve nefret sinmişti. Kucaklaşmaları bir savaş, orgazmlarıysa bir zafer olmuştu. Bu, partiye indirilmiş bir darbeydi. Sevişmek siyasal bir eylemdi.
– İntikam ve cezalandırma fikri çocukça bir hayaldir. Dürüst olmak gerekirse, intikam diye bir şey yoktur. İntikam, güçsüz olduğunuzda ve güçsüz olduğunuz için gerçekleştirmek istediğiniz bir eylemdir: Güçsüzlük hissi ortadan kalktıktan hemen sonra o arzu da buharlaşır.
– Milliyetçilik, insanları tıpkı böcekler gibi farklı sınıflara ayırma ve bu sınıflara dayanarak kimlerin iyi, kimlerin kötü olduğuna karar verme alışkanlığıdır. Milliyetçiye göre, herhangi bir eylemin iyiliği ya da kötülüğünü o eylemin niteliği değil, kimin tarafından yapıldığı belirler. Bizim tarafımızdan yapıldığı sürece ahlaki açıdan hoşğörülmeyecek hiçbir eylem yoktur.
– Savaş kazanmak amacıyla yapılmaz, aksine savaşın sürekli olması istenir… Toplumdaki hiyerarşinin sürmesi ancak yoksulluk ve cehalet temeli üzerinde sağlanabilir. Savaş başlatma çabası her zaman için, asıl olarak, toplumu açlığın eşiğinde tutmak için planlanır. Savaş, egemen grup tarafından kendi vatandaşlarına karşı yürütülür ve bu savaşın amacı zafer kazanmak değildir … aksine toplumun mevcut yapısını sağlam tutmaktır.
– POUM milisine 1936 yılı sonunda katıldım. Bir başkasına değil de bu milise katılmamın başlıca nedenleri şunlardı: İspanya’ya gitmeye gazete makalelerim için malzeme toplayabilmek amacıyla niyetlenmiştim. Bunun yanı sıra, eğer çarpışmaya değer gibi görünürse, belki de savaşırım diye muğlâk bir düşünce de vardı kafamda. Ne var ki hastalıklı bünyem ve nispeten az sayılabilecek askeri tecrübem hesaba katıldığında, savaşmak hususunda pek bir kuşkuluydum.






Henüz yorum yapılmamış.