İsmet Özel Sözleri

İsmet Özel Sözleri

Sayfa İçeriği: İsmet Özel Sözleri, İsmet Özel’e Ait Sözler, İsmet Özel Özlü Sözler, İsmet Özel Sözleri Kısa, İsmet Özel Sözleri Tumblr, İsmet Özel Sevgi Sözleri, İsmet Özel Sözleri Facebook, İsmet Özel Kitap Sözleri, İsmet Özel Güzel Sözleri

Bu yazımızda şair ve yazar olan İsmet Özel’in sözlerini sizler için derledik.

İsmet Özel Sözleri

Yolumuz birbirimizi anlamaktan geçmiyorsa, hiçbir yere varamayacağız demektir.

Kafa karışıklığı iyidir, insan bir kafası olduğunu anlar.

Sizin düşmanınız sizin hedefinize sizden önce ulaşandır.

Her çıkmaz sokağın çıkmaz olduğunu anlamak için sonuna kadar yürümek zorunda bırakıldık.

Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir.

İnanmak yerine aldanmak biz insanların kolayına gidiyor.

Kim olduğumuz sorusuna cevap ararken, aklımız hep kim olacağımız sorusuyla karışıyor.

İnsan bazı günleri kitapların arasında saklayıp kurutmak istiyor.

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan.

Her şeyin bir fiyatı vardır. Size huzur verdim diyenler bizden ne aldıklarını da söylesinler.

Biz bağıracağız, birileri hiç, duymayacak, hep aynı hikâye duyanlara selam olsun.

Güzel olan hiçbir şey hülâsa edilemez.

Kötü her yerde her zaman dilimi içinde kötüdür ama iyi bilinip bulunmadıkça ona iyi denemez sonucuna vardıysanız hayatımız müşterektir.

Hepimiz ölecek yaştayız.

Eğer katıksız Türkçe konuşacağım diye tutturursanız hiç bir şey diyemezsiniz. Çünkü “hiç” Farsça “şey” Arapçadır.

Tozludur saçlarım, saçlarımdan devrilmiş sarayların dumanları savrulur. Yüzüm yanıktır. Yüreğime bir karanfil sokuludur.

Zenginleşmek yozlaşmakla eş anlamlıysa, fakir kalmak bir iftihar vesilesidir.

İnsan insanın ümididir.

Akılsız adam taş gibi: Suya düşerse batar.  Saf yürekli adam şeker gibidir; Suya düşerse erir.  Bilge kişi yağ gibi: Suya düşerse yüzer.

Sözün özü; anladıklarımızla dost oluruz, ancak dostlarımızı anlarız.

Keşke aramızdaki mesafeler sadece kilometrelerle ölçülebilen cinsten ibaret olsaydı.

Bir sinekle, bir devlet başkanı arasında ne benzerlik vardır? Her ikisi de gazeteyle öldürülebilir.

Uzak nedir? Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir?

Yaşamak işini görece daha iyi, komşusuna hava atacak şekilde yaparsa insanlar, bundan çok memnun oluyorlar. Türkiye bu hale geldi. İnsanlar komşusuna fark atarak yaşamayı şerefli yaşamak sanıyorlar. Hâlbuki bu normal Türk hayatında yaşamanın en şerefsiz halidir.

Neyin aslını öğrendiysem, orada acı buldu beni.

Neyi bastırdıysan göğsüne, göğsünü soludukça büyüyen odur.

Dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır. Doğan bebek havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. Soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. Açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız.

Sor gücün sormaya yetiyorsa var mıymış Gönlümü bin parçaya böldüğünün bir sebebi …

Duaların yerini hayaller aldığından beri zarardayız.

Kulluk konusunda bize düşenin ne olduğunu anladığımız zaman İslâm’ın hedeflerini de açık seçik görebileceğiz.

Her çıkmaz sokağın çıkmaz olduğunu anlamak için sonuna kadar yürümek zorunda bırakıldık.

Ey kalbim! Ey suları usul usul yükselen gizli deniz… İçimiz damar damar parçalansa da dışımız lal gibi sessiz…

Bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin…

Eğer bilmek için kullandığım araç bilinmeye muhtaçsa bildiğimi nerden bilebilirim?

Neyin aslını öğrendiysem, orada acı buldu beni…

Hayal, ipleri elden kaçırmaktır. Oysa öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, o ipin ucu sizin elinizden bir kaçtı mı, hemen bir başkasının eline geçiveriyor. Ondan sonra siz hayal ediyorsunuz, ama bir başkası yaşıyor.

Vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi.

Müslüman oluşuyla takdir edilmeyi bir madalya gibi göğsünde taşıyarak aramızda dolaşmak isteyen kimsenin bizlere katkısı ne olabilir?

Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm.

Yani bu dünyada sadece yaparak değil, yapmayarak da etkin olabiliriz.

Latincede “toprak” kelimesiyle “insan” kelimesi aynı kökten gelir.

Doğru söylediğimiz zaman bize deli denileceğinden korkuyoruz. Sözümüzü tuttuğumuz zaman enayi yerine konacağımızdan korkuyoruz, emanete hıyanet etmezsek dünyadaki itibarımızın kaybolacağı yanılsaması içine düşüyoruz. Böyle bir çark dönüyor dünyada ve imanı arayanlar birbirlerini tanımakta

Dilce susup bedence konuşulan bir çağda biliyorum kolay anlaşılmayacak.

Dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır. Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir.

Dünyaya bakmayı aşıp, dünyayı görme noktasına ulaştığımızda neye talip olmamız gerektiğini de anlarız. Bakmakla yetinmenin gerçek ilerlemeye yani içteki aydınlanmaya engel teşkil ettiğini bir kavrayabilsek.

Gülüşüne yağmur damlası çarpsa şiir olur. Bunu bir ben bilirim, Bir de gökyüzü…

Tahammül etmek zorunda kaldığımız olayların akışı içindeyiz.

İslâm’ın hayattan bir istifade yolu değil, hayata bir anlam verme yolu olduğunu bilmek gerekir.

Gözleri çok fazla çok fazla derin her şeyi ezberletecekmiş gibi zora koşuyor.

Her şey bir yanıyla güzeldir, samimiyet büsbütün.

İnsanların bütün söyledikleri neyi ne kadar anlayabildiğinin itirafıdır.

Zenginleşmek yozlaşmakla eş anlamlıysa, fakir kalmak bir iftihar vesilesidir.

Demokrasi, mahkumun kendi gardiyanını seçme özgürlüğüdür.

Elleri ve beyni hesaba katılmazsa insan zavallı, çaresiz bir hayvandır.

Hangi limana varacağını bilmeyen gemiciye derin bir denizcilik bilgisinin faydası ne?

Kötüyü reddetme tavrımız içinde bulunduğumuz ortamın niteliğini anlama fırsatını sağlayacaktır.

Bizler ‘Bu deveyi gütmeyeceğiz ve bu diyardan gitmeyeceğiz’ diye yola çıkmış değil miydik? Öyle idiyse şimdi ‘Bu deveyi en iyi biz güderiz’ havalarında böbürlenmek nereden çıktı?

Benim elbet bir bildiğim var: Hayat saçma sapandır.

Biz Müslümanlar, yerküre üzerinde insan oluşun tek gerekçesiyiz. İnsanlığın bir parçası değiliz. İnsanlığın mihveriyiz.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz