Glenn Meade Sözleri

Glenn Meade, 21 Haziran 1957’de Dublin’in Finglas semtinde, sıradan bir ailede dünyaya geldi. Erken yaşlarında mühendislik ve teoloji arasında kararsız kalan Meade, sonunda telekomünikasyon mühendisliği eğitimi aldı . Eğitiminin ardından hem İrlanda’da hem de Amerika Birleşik Devletleri’nin New Hampshire eyaletinde yaşadı; Aer Lingus’ta uçuş simülatörü eğitmeni olarak çalıştı.
1990’ların başında gazeteciliğe yöneldi. The Irish Times ve Irish Independent gibi prestijli İrlanda gazetelerinde muhabir olarak görev aldı. Bu süreç, onu zengin içeriklere sahip, belgesel niteliğinde kurgular üretme becerisine taşıdı. Ayrıca 1980’lerde Dublin’de Strand Theatre’da kendi yazıp yönettiği tiyatro oyunlarıyla da sanat dünyasında aktif rol oynadı
1994’te yayınladığı ilk romanı Brandenburg, II. Dünya Savaşı sonrası Nazi altınının kayboluşuna dayanan tarihi-gerilim içeriğiyle öne çıktı. Bu eser, onu sadece İrlanda içinde değil, tüm dünyada tanınan bir gerilim yazarı haline getirdi. Akademik amaçlar için de tanınan yazar, 2010’da İstanbul’da düzenlenen Avrupa Yazarlar Konferansı’na katılan İrlanda temsilcilerinden biri olarak davet edildi .
Glenn Meade Sözleri Kısa
– Yaşama arzusunu yitirdiğini söylediler. Bazı insanlarda olurmuş. Çok sevdiği, çok yakınındaki birinin kaybı, İnsanın içine işler, Dayanma gücünü yok edermiş. Kendi çocukların olup da gerçek sevginin ne olduğunu, Kızını ya da oğlunu bu şekilde kaybetmenin ne demek olduğunu anlayana kadar, Buna inanmak güç geliyor insana. -8. Gün-
– Yaşama arzusunu yitirdiğini söylediler. Bazı insanlarda olurmuş. Çok sevdiği, çok yakınındaki birinin kaybı, İnsanın içine işler, Dayanma gücünü yok edermiş. Kendi çocukların olup da gerçek sevginin ne olduğunu, Kızını ya da oğlunu bu şekilde kaybetmenin ne demek olduğunu anlayana kadar, Buna inanmak güç geliyor insana. -8. Gün-
– Turgenyev ilginç bir gözlemde bulunur. Bir şey aramaya başladığında kendi kulaklarının arkasına bakmayı da unutma der.” (Kar Kurdu)
– Istırapla el ele gelmeyen tek bir sevgi yok; daha önce de olmadı, bundan sonra da olmayacak… Sevginin bedeli var.” (Huzursuz Hayaletler)
– ‘Bazı erkekler ancak seçenekleri ölçüsünde sadıktır. ” -Son Tanık-
– Katledilen ve sakat bırakan kötü insanalar, kurbanlarının yaslarını hayatları boyunca tutacak yakınlarını hiç düşünmezler. Nefret dışında hiç bir şey düşünmezler. Ve nefret Nefret şimdiye kadar ne başarmış..?
– Şeytanın öldüğünüzü fark etmesinden çok önce cennete gitmeniz dileğiyle.. -Romanov Komplosu-
– Geride bıraktıklarımızın kalplerinde yaşamak, ölmek değildir.
– Aslında Tanrı’yla bizzat karşılaşmasına sadece üç dakika kaldığı asla aklına gelmeyecekti… Ne var ki hayat her zaman sürprizlerle doluydu…” (Huzursuz Hayaletler)
– Carla’nın yüzüne baktı. “Biliyor musun, savaştan önce komşularımızla barış içinde yaşardık. Kimse kimseyi rahatsız etmezdi. Dini ya da etnik farklılıkların hiç önemi yoktu. Çocuklar birlikte oyun oynardı. Büyükler görüşürdü. Birlikte şarkı söyler, dans eder, düğünlere ve cenazelere birlikte giderdik.
– Söylesenize, Auschwitz’de Tanrı neredeydi?” … “İnsan neredeydi?” -Son Tanık-
– Erkek adam: “… ben hatalarını kabul edecek kadar erkek adamım.” (Şeytanın Müridi)
– Durum ne kadar umutsuz ve üzücü, ne kadar karanlık olursa olsun; hep gülmeye, güldürmeye hazırdı. –Brandenburgmard
– Hayatın püf noktası hangi köprülerden geçileceğini, hangi köprülerin yakılacağını bilmektir. Bu köprüyü geçin, ardınızda bıraktıklarınızı yakmaya çalışın.
– Artık aramızda herhangi bir diyaloğun yararsız olacağını görüyorum. Sözleriniz anlamsız. Sadece davranışların bir değeri var. -8. Gün-
– Açan çiçekler rüzgârla dağıldı ve rüzgâr hiçbir şeyi önemsemez, ama kalpte açan çiçeklere hiçbir rüzgâr dokunamaz… (Son Tanık)
– Biliyor musun; savaştan önce komşularımızla barış içinde yaşardık. Kimse kimseyi rahatsız etmezdi. Dini ya da etnik farklılıkların hiç önemi yoktu. Çocuklar birlikte oyun oynardı, büyükler görüşürdü. Birlikte şarkı söyler, birlikte dans eder; düğünlere ve cenazelere birlikte giderdik. Derin bir soluk alıp verdi: sonra o aşağılık Milosevic nefreti körükleyerek, korku tellallığı yaparak saati yüzyıllar öncesine getirdi. Arkadaşı arkadaşa, komşuyu komşuya karşı kışkırttı. Tüm bunlar iktidarı kaybetmekten korktuğu içindi
– Bana kan akıtmamış bir devrim söyle.” -Romanov Komplosu-
– Bu dünyada yaşadıkça, adalet diye bir şeyin olmadığını tekrar tekrar öğreniyorum. Gerçek adalet yok. Eski bir atasözünde her günahın bir intikam meleği var denir. Ama meleği hiç göremedim. -Brandenburg-
– Ya her şey tümüyle yanlış giderse? -8. Gün-
– Sonra yıllarca bunu düşündüm. Yaklaşmakta olan talihsizliğin belirtisini fark edemediğim için kendimi suçladım. Fark etmem, yaşanacak her şeyi değiştirebilir miydi? Sevdiklerimin hayatını kurtarabilir miydi? Belki. En azından, bazen kendime öyle diyorum. -Huzursuz Hayaletler-
– Derin bir soluk alıp verdi. “Sonra o aşağılık miloseviç nefreti körükleyerek, korku tellallığı yaparak saati yüzyıllar öncesine getirdi. Arkadaşı arkadaşa, komşuyu komşuya karşı kışkırttı. Tüm bunlar iktidarı kaybetmekten korktuğu içindi.
– Her çocuğun bir kokusu vardır….
– Böylece, akıntıya karşı savaşan tekneler gibi, sürekli olarak geçmişimize doğru çekiliyoruz. -Brandenburg-
– Sanırım, insanları bir arada tutan aynı sevginin bazen insanları birbirinden ayırdığının da farkında değillerdi. -Son Tanık-
– Devrim herkes için güçtür. Fedakârlık ve ıstırap olmadan başarılamaz.” -Romanov Komplosu-
– Tehlikenin gözünün içine bakıp bekleyenler kahramanlar değildir, böyle bir şey olamaz, tehlikeden kaçmayanlar, sadece kaybedecek hiçbir şeyleri kalmamış kadercilerdir.
– Sanki tepede biri iplerimizi çekip halimize bakarak gülüyor. -Sakkara’nın Kumları-
– Her zırhını zayıf bir yeri vardır. Önemli olan, o noktayı bulmak. -Kar Kurdu-
– Küçük insanlar kolay kandırılırlar.
– Açan çiçekler rüzgarla dağıldı ve rüzgar hiçbir sevgimesajlarim.com şeyi önemsemez, ama kalpte açan çiçeklere hiçbir rüzgar dokunamaz
– Kendini seven birini kaybetmek insanı bunalıma iten nedenlerin başında gelir. (Kar Kurdu)
– İvan da kendisi gibi yalnızdı, ama değişik bir yalnız. Bağımsızlığı kendine güvenmeye dayalı sükûnetinden, bir de sevgi dolu bir aile geçmişinden geliyordu. (Kar Kurdu)






Henüz yorum yapılmamış.