Jiddu Krishnamurti Sözleri

Jiddu Krishnamurti (1895-1986), Hint bir filozof ve yazar olarak bilinir. Özellikle yaşamın doğası, insan bilinci, özgürlük ve yaşamın anlamı üzerine felsefi düşünceleriyle tanınır. Krishnamurti’nin felsefesi genellikle özgürlük, bireysel sorumluluk, anlama ve değişim üzerine odaklanır. Hayatının büyük bir kısmını dünya çapında konferanslar vererek ve yazılar yazarak geçirdi ve özellikle Batı’da büyük bir takipçi kitlesi edindi. Krishnamurti, geleneksel dini ve felsefi inançlara meydan okuyan bir bakış açısına sahipti ve özgün düşünceleriyle geniş bir etki yarattı.
Jiddu Krishnamurti En Güzel Sözleri
– Adalet bütün olmak, entegre olmak, parçalanmamış olmak, onurlu olmak anlamına gelir. Bu da ancak kıyaslamanın olmadığı yerde mümkündür. Ama daima kıyaslıyoruz. Ölçümün olduğu yerde adalet olmaz. Taklidin, biçimciliğin olduğu yerde, çoğunluğun doğru düşündüğü varsayılan yerde adalet olmaz. Adaletin tohumu anlayışımızın derinliğinde yani içimizdedir.
– Korku, zihni sakatlar.
– Sevgi, tüm duyguların temelidir.
– Hayat, öğrenme ve büyüme yolculuğudur.
– Duygusal zenginlik, içsel keşifle gelir.
– Her an, anda yaşanırsa anılara dönülmez.
– Zihninizi boşaltmak, zihni özgürleştirmektir.
– Sevgi, tüm varlıklara karşı içten bir ilgidir.
– Başkalarını yargılamak yerine anlamaya çalışın.
– Gerçekten öğrenmek, bilginin ötesine geçmektir.
– Özgürlük, doğru kararlar verebilme yeteneğidir.
– Gerçeği görmek için önyargıları bırakmalısınız.
– Duygusal zekâ, içsel dengeyi bulmakla ilgilidir.
– Dindar olmak, gerçekliğe karşı duyarlı olmaktır.
– Başkalarının deneyimlerinden öğrenmek önemlidir.
– Düşünce ve duygu arasında denge kurmak önemlidir.
– Düşüncelerinizin ve eylemlerinizin farkında olun.
– Sadece özgür bir insan kendi dünyasını bilebilir.
– Sadece özgür bir akıl sevginin ne olduğunu bilebilir.
– Bilgelik, içsel sessizlik ve dinginlikle ilişkilidir.
– Bağımlılıklardan özgür olmak, gerçek özgürlüğü sağlar.
– Başkalarını anlamak için önce kendinizi anlamalısınız.
– Gerçeği öğrenmek için, kendinizi öğrenmeye açmalısınız.
– Geçmişi kabullenmek, şimdiki anı yaşamanın anahtarıdır.
– Anlamak ile görmek aynı şey değildir, anlamak değişimdir!
– Duygusal zekâ, kendi duygularınızı anlamak ve yönetmektir.
– Doğru olanı yapmak, zamanın ve mekânın sınırlarını aşmaktır.
– Sorun tanrının olup olmaması değil, onu nasıl bulacağımızdır…
– Bir şeyi gerçekten sevmek, ondan ayrı olmanın acısını çekmektir.
– Bilgelik, hayatı anlamakla değil, hayata açık olmakla ilgilidir.
– Şefkat, diğerlerinin acılarını anlama ve onlara yardım etme gücüdür.
– Özgür olmak istiyorsanız, her şeyden önce öğrenmeye açık olmalısınız.
– Korkunun köklerini görebilir ve anlayabilirseniz, korkuyu yok edebilirsiniz.
– Başkalarına bağımlı olmadan mutlu olabilmenin yolu, içsel zenginlikten gelir.
– Sevdiğiniz zaman ne sen ne de ben vardır. O durumda yalnızca dumanı olmayan ateş vardır.
– Yasaların önünde eşit olduğu varsayılıyor. Ama iyi avukat tutabilecek olanlar “daha eşit.”
– Doğruluk, sadece soru sorma yeteneği değil, aynı zamanda doğru soruları sorma yeteneğidir.
– Taklidin, biçimciliğin olduğu yerde, çoğunluğun doğru düşündüğü varsayılan yerde adalet olamaz.
– Eğer dinleyecek, yaşayacak, yüzünü sonsuzluğa dönecek sadece beş kişi varsa benim için yeterlidir.
– Kendinizi tanımadan gerçek mutluluğu bulamazsınız. İç dünyanızı keşfetmek, özgürlüğünüzün anahtarıdır.
– Eğer bir problemi gerçekten anlarsak, Cevap kendiliğinden ortaya çıkar; Çünkü cevap sorudan ayrı değildir.
– Çoğu ebeveyn çocuklarına bozuk bir toplumda saygın bir mevki sağlayacak bazı yüzeysel bilgilerin verilmesiyle yetinir.
– İnsanlar hızla akan yaşam nehrinin yanında kendilerine küçük bir havuz kazarlar işte o havuzda kokuşur o havuzda olup giderler.
– Siz sahip olma, üstün olma tutkusunda kendi güveninizin peşinde koşmaktan vazgeçmedikçe yeni bir dünya yaratmanın yolunu bulamazsınız.
– Yalnızca içi boş olan doldurulmak ister ve boş bir kalp, guruların peşinde koşmakla ya da başka bir yoldan sevgiyi aramakla doldurulamaz.
– Dünyanın neresinde yaşıyorsak yaşayalım ya da hangi kültüre ait olursak olalım birey olarak, insan olarak dünyanın genel durumundan bütünüyle sorumluyuz.
– Tanım tanımlanamaz bir dağı tanımlayabilirim. Ama tanım dağın kendisi değildir. Ve insanlar pek çoğunun yaptığı gibi, tanıma kendinizi kaptırırsanız. Dağı asla görmeyeceksiniz.
– Eylemlerimiz bilgi ve zaman üzerine kurulu olduğu için insan zamanın kölesidir. Düşünce sürekli sınırlıdır bu nedenle biz çatışma ve mücadele içinde yaşarız. Psikolojik evrim yoktur.
– Eğer kimse olmaya bir yerlere gelmeye saygınlık kazanmaya çok para kazanmaya çalışmadan sadece yapmak istediğiniz şeyi yaparsanız işte yaratıcılık doyum ve kıvanç o zaman size gelir.
– Her şeye başkaldırıyorum. Başka insanların kendilerini üzerimde yetke saymalarına başkaları tarafından eğitilmeye başkalarının bildiklerini bana kabul ettirmeye çalışmalarına başkaldırıyorum.
– Tüm sınavları başarıyla vermeyi öğrenebilirsiniz, ancak birinci önceliği yüzeysel şeylere vermek, üstelik tüm toplumsal yapının dağıldığı bir zamanda bunu yapmak; ev yanarken tırnakları törpülemeye benzer.
– İnsanın içinde bütün evren vardır ve eğer nasıl bakman ve öğrenmen gerektiğini bilirsen, kapı orada ve anahtar elindedir. Yeryüzünde senden başka hiç kimse ne sana o anahtarı verebilir ne de o kapıyı açabilir.
– Kendim bulmadıkça hiçbir şeyi doğru kabul etmiyorum. Başkalarının benden farklı düşünmesine karşı değilim ama onların bana düşüncelerini yaşamla ilgili görüşlerini zorla kabul ettirmeye çalışmalarına katlanamıyorum.
– Bizler neysek; dünya da o?dur. Yani, eğer bizler açgözlü, kıskanç ve hırslı isek; toplum da açgözlü, kıskanç ve hırslı olacaktır; sefaleti ve savaşları meydana getiren. Bizler neysek; devlet de o?dur. Eğer düzen ve barış meydana getirmek istiyorsak; kendi
– Bir öğretmen öğrencileriyle her sabah iyilik, güzellik ve sevginin doğası üzerine konuşuyordu. Bir sabah, tam konuşmasına başlarken, pencere pervazına bir kuş kondu. Bir süre şakıdı ve uçtu. Öğretmen öğrencilerine şöyle dedi: “Bu sabahki konuşma sona erdi.”
– Dünyayı ve dünyadaki şeyleri sevmediğimiz onlardan yalnızca yararlandığımız için yaşamla bağımızı yitirdik. Şefkat duygumuzu duyarlılığımızı güzel şeylere tepkimizi yitirdik doğru ilişkinin ne olduğunu ancak bu duyarlılığın yeniden kazanılmasıyla anlayabiliriz.
– İnsanın gücü; asla bu ölüm meselesini çözebilmeye yetmedi. O; asla ölüm hakkında bilgi sahibi olamadı. Ölümden kaçtı ya da ondan korktuğu için arasına mesafe koyarak ilahlaştırdı. Bizler asla ölüm meselesinin içine giremedik. Çünkü bizler ölümden çok korkuyoruz.
– Sorununuzdan sürekli kaçmaya çalışıyorsunuz ama bu size o sorunu çözmekte yardımcı olmuyor. Sorunla yüzleşmek zorundasınız. Şimdi korkunuza bakabilir misiniz? Eğer bir kuşu incelemek, kanatlarının, ayaklarının, gagasının şeklini gözlemlemek istiyorsanız onun çok yakınına gitmeniz gerekir, değil mi?
– Bütün hayatı anlamak zorundasınız, sadece onun küçük bir parçasını değil. İşte bu yüzden okumak zorundasınız, işte bu yüzden gökyüzüne bakmak zorundasınız. İşte bu yüzden şarkı söylemek ve dans etmek, şiirler yazmak, acı çekmek ve idrak edip anlamak zorundasınız. Çünkü bütün bunların hepsi hayatın ta kendisidir.
– Şiddetin çok basit ve aşikar olan birçok açıklaması mevcuttur: çok kalabalık şehirler, aşırı nüfus artışı, kalıtım ve geri kalan birçok şey. Tüm bunları önemsemeyebiliriz fakat şiddet dolu insanlar olduğumuz gerçeği olduğu gibi kalacaktır. Çocukluğumuzdan itibaren şiddetle, rekabetle birbirimize çirkince davranarak yetiştirildik.
– Yaşamı her şeyi ile sev. Yalnızca biçimli dalını sevme ağacın, kalbinde onun imgesini taşıma. Ölür. Ağacı her şeyi ile sev. O zaman biçimli dalı da sevmiş olursun, yumuşak ve kıvrımlı yaprağı da, utangaç tomurcuğu ve açmış çiçeği de, dökülen taç yaprakları ve dans eden yüksekliği de içten sevginin güzel gölgesini de. Ah, yaşamı her şeyi ile sev. O yok olmak nedir bilmez.
Jiddu Krishnamurti Sözleri Uzun
– Ülken işgal edilmeye başlandığında; hemen kendini ülken ve bir ideoloji ile özdeşleştirirsin. Başka zamanlarda ise çocuğun, eşin, bir eylemin herhangi bir şekli ya da hareketsizlik ile kendini özdeşleşleştirirsin. Özdeşleşme; kendi kendini unutmanın bir evresidir. Bilinçli bir şekilde ‘ben’ olduğumda; acı, mücadele, sürüp giden bir korku içinde olduğumu bilirim ama kendimi daha üstün, zaman harcamaya değer güzellikte bir şey ile; bir inanç, bir bilgi ile özdeşleştirebilir ve en azından bu şekilde geçici olarak ‘ben’ den kaçabilirim.
– Birinci sorunumuz, gerçekten temel sorunumuz korkudan arınmaktır. Korkunun ne yaptığını bilirsiniz. Zihni karartır. Zihni donuklaştırır. Korkudan şiddet doğar. Korkudan bir şeye tapınma başlar. Tamamen farklı boyutta bir şeyi keşfetmek, ortaya çıkarmak için korkudan arınmış olmak gerekir. Çoğumuz hem korktuğumuzun hem de neden korktuğumuzun farkında değiliz. Neden korktuğumuzu bildiğimiz zaman da ne yapacağımızı bilmeyiz. Onun için olduğumuz şeyden kaçarız ki, bu da korkudur; ve kaçtığımız yer de korkuyu büyütür. Böylece de bir kaçışlar ağı kurmuş oluruz.
– Doğa ile bağınızı kaybederseniz, insanlık ile bağınızı kaybedersiniz. Doğa ile hiçbir ilişkiniz yok ise, zamanla katile dönüşürsünüz; yavru fokları, balinaları, yunusları, insanları çıkar için, ?spor? olsun diye, yiyecek için ya da bilgi için öldürürsünüz. O zaman doğa sevgimesajlarim.com sizden korkar, güzelliklerini geri çeker. Ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkabilir, hoş mekanlarda kamp yapabilirsiniz, ama yine de katilsinizdir, dolayısıyla doğa ile dostluğunuzu kaybedersiniz. Doğa ile dostluğunuzu kaybettiğinizde, artık her şey ile ilişkinizi yitirirsiniz, karınız ile ilişkinizi yitirirsiniz, kocanız ile ilişkinizi yitirirsiniz.
– Gerçeklik yolu olmayan bir ülkedir. İnsanlar oraya herhangi bir organizasyon, inanç sistemi, dogma, rahip, ritüel, felsefe sistemi veya psikolojik teknikle ulaşamazlar. İnsanlar onu ilişkilerinin sayesinde, gözlem yaparak ve kendi zihninin bütününü görerek bulmak durumundadır; entelektüel analizler, tahliller yaparak değil. İnsanlar dini, politik ve şahsi güvenlikleri uğruna imgeler yarattı. Bunlar semboller, fikirler, inançlar olarak tezahür ediyor. Tüm bunların ağır yükü insanların düşüncesine, ilişkilerine ve günlük hayatına egemen oluyor. İşte bu tüm ilişkilerimizde bizi birbirimizden ayırıyor ve problemlerimizin sebebi oluyor.
Henüz yorum yapılmamış.