Hikmet Anıl Öztekin Sözleri

Hikmet Anıl Öztekin Sözleri

Hikmet Anıl Öztekin Sözleri, Hikmet Anıl Öztekin Alıntıları, Hikmet Anıl Öztekin Eyvallah Sözleri, Hikmet Anıl Öztekin Sözleri Resimli, Hikmet Anıl Öztekin Sözleri Tumblr, Hikmet Anıl Öztekin Sözleri Facebook, Hikmet Anıl Öztekin Sözleri Twitter

Hikmet Anıl Öztekin’in Sözleri

Kitap okumayan insanlar antreman yapmayan sporculara benzer.

Bazen insanlardan uzaklaşmak lazım. Özellikle bizi lüzumsuz işlerle oyalayanlardan…

Abdal sevdiğini beğenir, aptal ise beğendiğini sever.

Zaten aradığımız şey dertsizlik değil; derdimizi anlayabilecek bir yoldaş değil mi?

Sevmek dilek tutmaya benzemez dua edeceksin.

Fesleğen bile okşamadan kokusunu vermiyor arkadaşlar.

Abdal az kişiye çok, aptal çok kişiye az değer verir.

Zaman işte. Yar olunca yetmez, olmayınca da geçmez.

İşte böyledir sevdalar, kimi çıkar sokaklarda satar, kimi çıkamaz sûkutunda saklar.

Bir yerden sonra sanki yaşıyormuşsun gibi yapıyorsun.

Belki de sevmeyi bilmeyen insanlar bilenlerin imtihanı idi.

Bir tercih değil artık, uzaktan sevmek huy olmuş bizde.

Abdal çaya karışıp erimek ister, aptal çay kaşığı gibi orada kalmak.

Hiçbir şiir seni geri getirmeyecek, ama bütün şiirler sana gelecek her satır ve sayfada.

Ve bağırdı annem, tam kapıdan çıkarken; “Yüreğini ört.” – İnsanlar soğuk, üşürsün.

Elif diye yazılır; cana nefes, kalbe şifa, Rabb’e yol diye okunur.

Şiir okuyan kadın sevilmez mi hâfız. Hele bir de şiir yazıyorsa ruhunu eline teslim et gitsin.

Bazen, gölgen bile peşinden gelmese, yürümek lazım gelir.

İnsan tanıdıkça, uzaklaşıyor insanlardan.

Gitmeyecekmiş gibi neyi seversen, sevdiğin şeyin gidesi gelir hemen.

Ben şiir olsun diye değil, Allah dua sayar, murad eder belki diye yazdım seni.

Biri de çıksın; “ – Ben bir ömür çayını demlerim, derdini dinlerim, dualarıma seni de eklerim.” desin.

Abdal yapmadığı iyilikten, aptal yapmadığı kötülükten pişman olur.

Hatıraların hepsi bana emanet. İyi bakıyorum onlara.

Siz hiç her şeyiniz olan birinin, hiçbir şeyi oldunuz mu?

Islanmamış adamlardan yağmuru dinlemeyi bırak.

Bu dünya bizim için değil. Yüreğime her gün öğretiyorum.

Yeniden doğmak için, daha güçlü olmak için bir sonbahar geçmeli herkesin hayatından.

Hala çayı sessizliğe demletenler var ya içimizde, hepsine Eyvallah.

Gerçekten hakkıyla yaşayan bir insan zerre kadar korkmaz ölümden.

Sanki sen dün gittin. Ben binlerce yıldır özlüyor gibiyim.

Yazmak kesmez oldu artık, şiir yaşıyorum ben.

Derdin derdimdir deyip sorandır sevgili, sadece iyi günde değil, kötü gününde de yârinim diyendir sevgili.

Seni seviyorum desem, basit kalmaz mı? Seni yaşıyorum demek daha mantıklı.

Her sevginin sevgimesajlarim.com merkezinde özlemek vardır, özlemediğini sevmez insan.

Abdal kar tanesi kadar yumuşak konuşur, aptal dolu gibi sert.

Kitaplardan başını kaldırma ufaklık, dünya kötü bir yer.

Ölçülü sev demişti Allah Resulü. Çok sevince gidiyordu çünkü.

Gönüller secdede demini alınca çaya tat gelmez mi, kelam Allah’a varınca, sohbete şükür gelmez mi?

Solun solumun hizasına yaklaşmayacaksa ne yapayım ben bu canı, lazım değil.

Bazen insanın anlatacak çok şeyi vardır içinde. Ama anlatacak kimsesi yoktur.

Herkesin ayrı bir derdi var işte.Adam derdidir derler. Neyi dert edindiyseniz kaderiniz de o şekilde yazılmıştır.

Sevince her şeyin rengi değişiyor.

Tasavvuf ; insana yokluğunu öğretme sanatıymış.

Adının geçtiği cümlelere nokta koyamıyorum uzadıkça uzuyor.

Bir ara gözlerin vardı şehrimde, sen gittin, yeşili ondan gitti İstanbul’un.

Ey zaman, gün olur geçmezsin, gün olur yetmezsin.

Bir ömür boyu bizi anlamayan insanların arasında yaşamak için, ne suç işledik bilmiyorum.

İnsan en çok da sevdiğinin hatırına alışırmış bir şeylere.

Sabret azizim, çay bile demini almadan içilmiyor.

Hüzünlü bir tebessümde tekrar güne Bismillah demek gerek.

Bize samimiyet lazım, samimi niyet…Dili süslü yüreği paslı insanlar değil!

Tarlaya domates ekersek, domates yeriz. Çilek ekersek de çilek.

Abdal anlar ve susar, aptal anlamaz ama yine konuşur.

Abdal sevdiğini beğenir, aptal ise beğendiğini sever.

İçimdeki hüznü bilen Allah’ tır. Gecenin karanlığına sessizce eklediğim duaları duyan Rahman’dır.

İsmin geçse bir cümlede, yazarken yanmasam, okurken yanardım.

Cennete sen gitsen yeter, ben gözlerindeyim zaten.

Ben senin eksik hissettiğin yanınım, kimselere anlatamadıklarını gözlerinden döküp ıslattığın o yorganlarım.

Ve eğer gerçekten seveceksen bir gün sadece soyadını değil, bütün bir ömrünü vereceksin sevdiğin kadına.

İnce düşünen insanlar incinir hep.

Dışında ne kadar mutluysan, içinde gizleyemediğin bir hüzün vardır hep.

Size iyi gelen insanlar uzakta olur hep.

Bir insanın kalbinin de tebessüm edebilmesi için masada en az iki çay bardağı olmalı.

İnsanlar boş zamanlarında “ inanç var mıdır’ı tartışırken, ben sadece inanıyordum.

Bir şey isteyince insandan isteme. Zira, verirse minnettir, vermezse zillettir. Allah’tan iste ki, verirse nimettir, vermezse hikmettir.

Babam iki tip hayal olduğunu anlatmıştı bana. Hayalken bile güzel olanlar ve ancak hayalken güzel olanlar.

Sevmek seni seviyorum demek değildi hissettirmekti.

Dünyada yaşayın ama dünyalı olmayın.

Abdal tebessüm etmeyi, aptal sırıtmayı sever.

Allah korkusundan titrer yüreğim, gözlerine günahsız bakabilmekti tek isteğim.

Seviyorum diyorsun ama şartlara bağlı. Kaşı gözü daha güzeli gelinceye kadar.

İnsanların bize tam olarak ne öğretmeye çalıştığını bilmiyorum. Ömrüm onların öğrettiklerini unutmaya çalışmakla geçiyor.

Abdal yaptığı kötülükten, aptalsa yaptığı iyilikten pişman olur.

Abdal azı bulursa sevinir, aptal çoğu bulamazsa üzülür.

Bize samimiyet lazım; samimi niyet; dili süslü yüreği paslı insanlar değil.

Gece uyumayanlar bilir, onlar bazen, en siyahından derin sızıları aydınlığa çıkarır. Çok lazımmış gibi.

Bırak onların saçları şiirlere name olsun. Senin baş örtün peygamber efendimizin (s.a.v) kitabında ayet.

Adının geçtiği yerde takılıp kalıyorum.

Sevdiğim bu kadar güzelse, onu yaratan nasıl güzeldir.

İnsanlar yediklerinin kalorisi kadar haram helalini hesaplamıyor.

Gittikten sonra anladım ki, ayrılıklar imtihanların en büyüklerindenmiş.

Kalem yorgun, gece uzun.

Özlemek ölmeye eş değerdi ve belki de ötesinde.

Sen sanki dün gittin, ben binlerce yıldır özlüyor gibiyim.

Özlemekse sevmenin kendisidir. Seven özler, seven bekler.

Sevda kağıda yazdığından öte, yüreğine yazdığındır.

Süsle olmaz bu işler, alnında secde izi yoksa eğer, senin için her şeyi yaparım diyene, biz sade ezanı sorduk.

Bu gece öyle bir özledim ki seni, koca şehrin yerini değiştiresim geldi.

Sabreyle; nice kapılar açılır, hiç beklemediğinde.

Sevdiğim yoksa yanımda, terk edilmiş bir şehirdim.

Biliyorum, gidişin sondu. Gidişin sonumdu.

Sevmek, cennetin kapısından girince ilk onu istemeye yemin etmektedir.

Sizi Allah’ın emaneti olarak gören adamlara güvenin.

Kırk yıl kalası olanı bile Allah’tan öne koyduğun an gidesi gelir.

Abdal, hali değişen demektir, aptal ise değişmeyen.

Çok sevmek de, özlemek de hep olsun. Ama en çok sevmek Allah için olsun.

Sevgi bütündür. Sevmeyi vereni seviyorsan, verdiğini de seveceksin.

Seven sevdiğine, sevdiğini söylesin!

Abdal iyiliğin peşinden koşar, aptal ise çıkarının.

Kelimeler bile yetmeyecek aklın düğümünü çözmeye.

Abdalın namazı kaçırma ihtimali yoktur, aptalın ise bahanesi çoktur.

Kimse hayal ettiği hayatı yaşamıyor ama sebebini sorduğunda herkes haklı.

Derdim mi? Beni biliyorsun, hep içime atarım.

Bir garibin hayali bu kadar olur işte. Tereyağ ekmeğin üzerinde erir. Benim gönlüm yâre bakarken erir.

Sahip olmak istemekle başlıyor en büyük hatamız. Kim ne götürebilmiş ki öbür dünyaya.

Kendi halinde olmak “ne güzel şey”; Bu kadar hal bilmezin arasında.

İnsanların her nefeste iki kere şükretmesi lazım; Biri nefes aldığı biri nefes verdiği zaman.

Yapabileceğin tek şey alışmaktır artık. Hüzne, özlemeye, onsuzluğa.

Ne güzel bir dua, şimdi Allah’a emanet ol ötesinden kıskanırım seni.

Abdal aptalı bulunca susar, aptal bulsa da bulmasa da konuşmaya devam eder.

Namaza benzeyecek biraz da sevgin, niyet ettikten sonra etrafa bakmayacaksın.

Abdal soru sormayı, aptal cevaplamayı sever.

Abdal düşteyken uyarılınca uyanır ve utanır, aptal ise ne uyanır, ne utanır, sayıklamaya devam eder.

Allah korkusundan titrer yüreğim, gözlerine günahsız bakabilmekti tek isteğim.

Güzel deyince aptalın aklına ‘kadın’ gelir, kadın deyince abdalın aklına ‘güzel’.

Bu gece hüzünden nasibimize düşenleri de yazma vakti.

Kimseyi ölecek kadar sevme derttaş, Sevgilin kim değil Rabbin kim diye soracaklar.

Abdal düşünmekten uyuyamaz, aptal uyumaktan düşünemez.

Gel demem işe yaramıyor, biliyorum. En çok da “gel” denenler gelmez zaten.

Ne sensiz bu dünya gözüme görünsün, ne de sensiz gözüme bir ömür bürünsün.

Bırak giden gitsin. Sen yolun güzel tarafında kal.

Kitaplar gerçek sevmelerin ispatıdır biraz da. Bir şair, bir kadını şiirlerinde yaşatıyorsa gerçekten sevmiştir.

İnsan içinde bekleyen boşlukların sahibini özler.

Şehirli bir çocuğun köy sofrasına özlemi gibi sevdim seni.

Adını söylerken bile titreyen bir dilim varken yokluğunda. Nasıl yaşarmasın bu gözler seni düşünürken?

Gözlerin daha ömrümden kaç vakit götürür.

Abdal anlamak, aptal ise anlaşılmak ister.

Nefsin istediğinde değil, kalbin hissettiğinde sevmiş olursun.

Kimseyle konuşamadıklarını rüzgara fısıldıyor insan bazen.

Kıyamıyorum geçen zamana, uyuyamıyorum, daha çok seveyim diye seni.

Abdal yüreği sarsılınca kendine gelir, aptal yer sarsılsa da kendine gelmez.

Allah var diyoruz da, neden yokmuş gibi yaşıyoruz?

“Uzak” kelimesi, aklıyla sevenler içindir.

Abdal dünyadan kurtulmaya, aptal dünyayı kurtarmaya çalışır.

Zaten en acıtan şey de gitmeleri değil, sanki bir gün geri gelecekmiş gibi gitmeleri olur.

Bir şarkımız yoktu hani, birlikte söylemediğimiz. İşte onu bile çok özledim. Yokluk özlenir mi, yapmadıklarımızı bile özledim.

Gerçekten sevince insan, yanındayken de özlüyorsun zaten. Evet, sevdiğin insan yanındayken bile özlersin. Ama giderse, o özlemek değil, eksik kalmaktır. Bir gün sen gidersen, özlemem. Eksik kalırım.

Uzaktan sevmek daha zordur ama daha esastır. Buna inandık sevdiğim. Sokaklar, dokunmaların sayısını sayamazken gözlerini kapatıp sessizce sevmek, başka bir şeymiş.

Bütün sokaklar sana açıkken, herkes seni bir harama çağırırken henüz tanımadığın o helalini hatırına beklemektir sabretmek.

Ne kadar yazsam da adının gerisinde kalıyorum. Sanki kelimeler adında düğümleniyor. Geceyi hep sende bitiriyor ve her sabah seninle başlıyorum.

Heyecandan birkaç gün yemek yiyemezsin, evin içinde döner durursun, böyle bir kıpır kıpırlık olur. Bütün güzelliğini, bütün emeğini ona feda edesin gelir ya, işte sevmekten bahsediyorum.

Herkesin hayatında güvendiği, sığındığı biri vardır. Güzel günlerini ilk paylaştığı, zor günlerinde de imdadına yetişen kişi. Bunu okurken aklına gelen ilk insan var ya, işte onun gibi biri.

O zamanlar sevmelere sahip çıkılırmış. Görmeden, duymadan, haber bile almadan tutulurmuş verilen sözler. Şimdiki gibi kaç kişiyi idare edebiliyorsun muhabbetleri dönmezmiş gençler arasında. Sevmek demek, yan yana gömüleceğin kişiyi seçmek demekmiş.

Bazı erkekler vardır, 14 Şubat’ları unutmaz. İki dakika önce kırdıkları gönlünüzü türlü hediyelerle almayı akıl ederler. Sosyal medyadan buldukları belki de pek okumadıkları şiirleri size gönderirler. Ama siz bunlara değil size dokunmaktan bile sakınanlara güvenin. Kadının nefis değil, nefes olduğunu bilenlere güvenin.

Yakınken uzak olmak yoktur bizde. Yakından da yakın vardır. Bir Dua anı kadar . Bir Secde hali kadar. Ellerini kaldırırsın şehirler ötesinden eline değer. Hele ki Aşk “Sübhane Rabbiye’l -Ala” deyip alna Deyince kalır mı perde, kalır mı uzaklık?

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz